We have 36 guests online
Banner
Sayın Bakan Eroğlu: Milli Park Sizce Nedir?

bakan_eroglu_uludag_milli_parki

Basına ve Kamuoyuna;

Kısa bir süre önce WEB sayfamızda Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun HES mücadelerine "dış lobilerin işi" olduğu yolundaki açıklamalarını kınayan bir açıklamaya yayınlamıştık. Bu açıklamada, Bakan Eroğlu'na ormanlardan sorumlu Bakan olarak "Siz ormanı korumazsanız, kim koruyacak? " diye sormuştuk.

Bakan Eroğlu, 2013 Mart ayının ilk günlerinde Bursa'ya yaptığı ziyarette benzer açıklamalarına yenilerini ekledi. Yasalardaki Milli Park niteliğini hiçe sayan açıklamalar bulunan Bakan Eroğlu, Uludağ için imar projeleri olduğunu, Uludağ'da dönüşüm yapmak istediklerini ancak açılan davalarla engellendiklerini açıkladı.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Uludağ Milli Parkı'nı korumak için açılan davalara bakın. Hepsinde davacı olarak DOĞADER adını görürsünüz. Bursa Barosu Çevre Komisyonu ve TMMOB'a bağlı Odaları görürsünüz. Biz bu güne kadar Uludağ'ın Milli Park kalması için mücadele ettik. Bundan sonra da aynı kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'na soruyoruz.

  • Milli Parklar'dan sorumlu bir bakan olarak sizce Milli Parkların, ormandan ve diğer doğal alanlardan bir farkı yok mudur?
  • Milli Parklar, barındırdıkları ender doğal özellikler nedeniyle insan etkinliklerini en alt düzeyde sınırlandırıldığı, kendi doğallığına bırakılan alanlar değil midir?
  • Koruma altındaki alanlar Avrupa'da %11,5, Dünyada %6 iken Türkiye'de Milli Parklar neden hala %1,06 düzeyindedir?
  • Milli Parkları korumak ve kollamak Bakanlığınızın ve sizin sorumluluğunuzda değil midir?
  • Milli Parklar Kanunu'nun 14. Maddesi, "Tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değeri bozulamaz, Yaban hayatı tahrip edilemez" demiyor mu?
  • Kanun, "Genelkurmay Başkanlığı’nca ihtiyaç duyulacak savunma amaçlı tesisler dışında kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça her ne suretle olursa olsun hiçbir yapı ve tesis kurulamaz ve işletilemez" demiyor mu?
  • Kanun, Milli Parkların koruma düzeyine anlatmak için "evcil hayvanlar otlatılamaz" demiyor mu?
  • O halde neden Uludağ Milli Parkı'na zarar veren yasalarla uyuşmayan planlar geliştiriyorsunuz?
  • Neden Milli Parklar Yasası'nı kaldırıp tüm koruma niteliklerini yok edecek uygulamalara zemin hazırlıyorsunuz?
  • Uludağ'daki oteller, Milli Parklar Kanunu'na aykırı yapılar değil midir?
  • Uludağ'daki o koskoca otellerin ruhsatları, odun deposu, kayak odası olarak gözük müyor mu?
  • Kanuna aykırı olarak 49 yıllık kullanım izni verilen Uludağ'daki oteller arasında bu izinlerin dolmasına 1 - 2 yıl kalan oteller yok mu?
  • Yasalara aykırı olarak verilen kullanım izinleri doldukça otelleri ortadan kaldırıp doğal alanı yeniden kazanmak için neden bir çalışma yürütmüyorsunuz?
  • Yıkılan kamu tesisleri yerine neden yeni oteller planlıyorsunuz?
  • Milli Parkın doğallığını korumak yerine bir Milli Park'ta hiç bir zaman olmaması gereken otelleri yasal kısıtlamadan kurtaracak imar projelerini neden üretiyorsunuz?
  • Uludağ'daki otellerden hangi kesim yararlanıyor?
  • Sizin için "Kamu" halk mıdır, yoksa zengin bir avuç azınlık mı?
  • Kamu halksa, otellerde bu halkın hangi kesiminden insanlar konaklayabiliyor?
  • Günübirlik ziyaretçileri istemediğini belirten otel sahiplerini neden uyarmıyorsunuz?
  • Tabiatı ve Biyoçeşitliliği Koruma Kanunu ile Milli Parklar Kanunu ve Milli Parkları ortadan neden kaldırıyorsunuz?

DOĞADER
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği

http://olay.com.tr/haber/bursa-bolge/bakan-eroglundan-yargiya-uludag-cagrisi-144490.html

 
Basına ve Kamuoyuna: Doğanın Ölüm Fermanı Yasalarınızı Geri Çekin STHP

DOĞADER'in de kurucu üyesi olduğu STHP - Suyun Ticarileşmesine Hayır Platformu, TBMM'de görüşülmeye başlanacak olan “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu”, “Su Kanunu" ile "Mera Kanununda Değişiklik Kanun”  tasarılarına karşı 6 Mart 2013 günü Ankara'da iki ayrı basın açıklaması düzenledi.

TBMM'ndeki açıklamaya STHP temsilcisi olarak katılan Prof. Dr. Beyza Üstün'e HDK milletvekilleri destek verdiler. DOĞADER adına Yürütme Kurulu Üyeleri Abdullah Güçlümen, Ahmet Selçuk ve Nurşen Demir'in katıldığı basın açıklamasında, yerel mücadelelerin yargı yoluyla elde ettikleri kazanımları ortadan kaldıracak kanun tasarıları hedef alıyor. Bu güne kadar korunabilmiş doğal alanların koruma niteliklerini ortadan kaldıran bu kanunlar yasalaşırsa, mahkeme açarak yargı yoluyla hak arama niteliğini sona erdirecek.

DOĞADER

“Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu”, “Su Kanunu”, Mera Kanununda Değişiklik Kanun” tasarısı
Su Havzalarına,
Ormanlara,
Meralara,
Kıyı ekosistemine ve
Biyoçeşitliliğe

sermayenin ve iktidarın saldırısıdır

Anadolu’nun her yerinde, hemen hemen tüm derelerde, son bir kaç yıl içinde, 49 yıllığına iki bini aşkın şirkete, suyun kullanım hakkı; Hidroelektrik Santral (HES) yapılmak üzere devredilmiştir. Doğanın hakkı olan, tüm canlılara yaşam sağlayan su; havzası ile birlikte şirketlere peşkeş çakilmekte şirketlerin kullanımına ve sermaye birikimine sokulmaktadır.

Son yıllarda yaşamın ve yaşam alanlarının sermaye birikimine sokulması, şirketlerin kendi krizlerinden çıkışları için fütursuzca yöneldikleri bir yoldur. Siyasi iktidar sermayenin bu hedefine ulaşmasında, yaptığı düzenlemelerle var olan tabiat, tarihi sit ve koruma kararlarını hiçe sayan uygulamaları ile destek olmaktadır. 23. Dönem Çevre ve Orman Bakanı'nın mahkemenin aldığı SİT kararlarını eleştirirken adeta sermayenin temsilcisi gibi konuştuğu dikkate alındığında bu yasalar yürürlüğe girdiğinde doğayı, dereleri, denizleri, yeraltısularını, ormanları,meraları hangi tehlikelerin beklediği açıkça görülmektedir.

Read more...
 
Basına ve Kamuoyuna: Veysel Eroğlu, Siz Orman Bakanı Değil misiniz?

bakan_veysel_eroglu_hes

22 Şubat 2013 günü gazetelerin internet sitelerinde Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun, hidroelektrik santralleri (HES) mücadelelerine "dış lobilerin işi"  suçlamasında bulundu.

Çaresiz kalınan yerde, geçek olmasa bile suçlayarak, karlamak, bilinç bulanıklığı yaratmak isteyen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nun HES'lere karşı yaşam alanlarını savunanları suçlayıcı açıklamalarından dolayı kınıyoruz.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'nu aşağıdaki sorularımızı yanıtlamaya davet ediyoruz.


  • Siz, orman varlığını korumakla yükümlü Bakanlığın başındaki Bakan değil misiniz?
  • Ormanlarımızdaki milyonlarca ağaç, son üç yılda ruhsat verilen 1700'e yakın HES projesi için kesilmedi mi?
  • Aynı dere üzerine kaynaktan denize kadar çok sayıda baraj yapılamasına izin vererek dereleri akmaz duruma getiren HES uygulamaları değil midir?
  • Siz, Orman Bakanı olarak orman varlığının yok olması pahasına HES yatırımlarını savunursanız, ormanı, ormanda yaşayan hayvanları kim savunacak?
  • HES projelerinin bir çoğu, yöredeki vadilerden akan küçük derelerin suyunu kanallar için hapsedip bir yerde toplayarak gerçekleştirilmiyor mu?
  • Suyu kanallara hapsedilerek susuz bırakılan vadilerdeki köylerde yaşayan halk ve doğal yaşam döngüsü içindeki hayvanlar, susuz bırakılarak yaşamları ellerinden alınmıyor mu?
  • HES projeleri için orman içinde en az 10 metre eninde, kilometrelerce uzunlukta hat üzerinde ağaçlar kesip her iki tarafa yüksek çitler çekilerek açılan kanallar, ormanda yaşayan hayvanların suya erişimini ve yaşamak için yapmak zorunda oldukları orman içindeki hareketi engellenmiyor mu?
  • HES projeleri adı altında yaptığınız gerçekte suyun şirketlere devri değil midir?
  • Sermayedar, HES projelerine enerji üretmekten çok baraj gövdesinde biriken suya sahip olmak için yatırım yapmıyor mu?
  • HES yapmak isteyen şirketin devlet kurumlarıyla yaptığı ilk anlaşma, Su Kullanım Hakkı! anlaşması değil midir?
  • HES kuran şirket, su kullanım hakkı anlaşmasıyla baraj gölünde biriken suyun, ticari anlamda pazarlama yetkisine sahip olmuyor mu?
  • Birkaç tane büyük projeje dışarda son üç yılda ruhsat verilen 1700'e yakın HES projesinde üretilecek elektrik enerjisi, kurulu kapasitenin %10'unu bile karşılamadığını neden gizliyorsunuz?
  • HES projeleri, doğada  ve insanlar üzerinde yarattığınız talana değer mi?
  • HES şirketleri, Türkiye'de de açılması planlanan karbon borsasında alınır/satılır hisse değerin ile yüklü bir gelir kapısına daha sahip olmayacaklar mı?
  • Dünya ülkeleri tarafından kirletici sanayi niteliğinden dolayı dışlalan, çimento ve demir çelik sanayi gibi yoğun enerji gereksinimi duyan yatırımlara teşvik vererek enerji açlığını yaratan üyesi olduğunuz iktidar partisinin politikaları değil midir?

 

Bizler, tüm varlıklar için vazgeçilmez değeri olan suyu "kaynak" değil, "varlık" olarak değerlendiririz. Su, haktır, satılamaz. Suyu değerli bir meta haline getirip, insanlar ve diğer tüm canlılar için suya ulaşımı zorlaştıran politikalara karşı yaşam alanlarımızı koruyan mücadelemizi bundan sonra da aynı kararlılıkla sürdüreceğiz.

DOĞADER
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği

 
Bursa'da Belirlenmemiş Faylar Var. Kentsel Dönüşüm Bursa'da Felakete Neden Olabilir!

deprem_riskiJeoloji Mühendisleri Odası Bursa Şubesi, Bursa'da henüz belirlenmemiş fayların bulunduğunu belirtiyor. Fay hatları tam olarak belirlenmemiş olan Bursa'da, yapıların deprem riskine karşı yıkılarak yeniden yapılması, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Kanunu'ndaki afet riski maskesinin ne kadar içi boş olduğu, gerçekte yapılmak istenenin ise yalnızca rantsal, yapı sektörüne kar amaçlı  bir dönüşüm olduğunu gözler önüne seriyor.

Afet riski altındaki yapıların dönüştürülemesi amacıyla çıkartılan kanunla birlikte Bursa'daki bazı belediyeler hazırladıkları planları uygulamaya aldılar. Bu amaçla geliştirilen planlarda 10 - 12 ve hatta 16 katlı yüksek binalar tepki çekiyor. Planların bir üst ölçek planlarla çelişmesi bir yana, ticari değer ön planda tutularak yürütülen çalışmalar, Bursa Doğanbey Toki'de olduğu gibi hak sahiplerinin haksızlığa uğramasına gebe uygulamların devreye alınmasına neden olmaktadır. Üretilen planların, Bursa'da daha önce belirlenen sıvılaşma özelliğine sahip zemin olarak belirlenen yerler yerine başka yerler için geliştirilmiştir.

Afet riski olduğu belirlenen yapılar için yapılan incelemeye karşı mahkemede dava açma hakkı yasa tarafından engelleniyor. ABD'de 20007 yılında başlayan kriz, konut kredilerinin geri ödeme oranının düşmesi üzerine başlamıştı. Bu kanun nedeniyle evlerini kaybedip yeni evleri için konut kredisi ödemek zorunda kalan milyonlarca vatandaş, olası bir ekonomik krizde borçlarını ödeyemez duruma gelerek Türkiye'yi bu güne kadar yaşanmamış bir ekonomik batağa sürükleme olasılığı da bulunmaktadır.

Afet Riski Altındaki Alanların ve Yapıların Dönüştürülmesi Kanunu'nun en çarpıcı konusu ise bu güne kadar korunabilmiş tüm doğal ve tarım alanlarını yapılaşmaya açmasıdır. Bu kanun var olan tüm kanunlar üzerinde egemenlik kurarak tarımsal ve doğal koruma niteliğine sahip Kanunları geçersiz duruma düşürmüştür.

DOĞADER

Bursa'nın küçük kıyameti nerede?

25 Ocak 2013 - Deprem Dede Ahmet Mete Işıkara'nın öğrencisi olan Bursa Jeoloji Mühendisleri Odası Güney Marmara Şubesi Başkanı Engin Er, Bursa'nın küçük kıyameti olan 1855 depremi fayı ile Bursa fayının kesiştiği noktanın bulunması gerektiğini, bu bölgenin deprem açısından çok tehlikeli olduğunu söyledi.

http://bursadabugun.com/haber/bursa-nin-kucuk-kiyameti-nerede-uzerinde-hangi-binalar-var-ozel-haber-164278.html

Kentsel dönüşüme gökdelen vizesi

21 Ocak 2013 - Bursa'daki riskli alanlar belirlendi ancak, 4-5 katlı binaların yıkılıp, yerine 10- 12 katlı binaların yapılmasına verilen onay, yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. Yıldırım'daki 7 mahallenin ve Akpınar'ın gökdelenlere uygunluğunun araştırılması gerektiğini belirten meslek odaları, dönüşüme karşı yol haritası çizmek için harekete geçti.

http://www.bursadabugun.com/haber/kentsel-donusume-gokdelen-vizesi-ozel-haber-162251.html

Read more...
 
Basın Açıklaması: Uludağ'daki İşgalciler, Günübirlik Gelen Vatandaşı İstemiyor!

Basına ve Kamuoyuna;

9 Şubat 2012

uludag_milli_parki_isgalci-oteller

Uludağ'da otel işletmecisi ve Gümtop Başkanı Haluk Beceren, Bursa yerel gazetelerinde çıkan haberinde, Bursa'dan gelen günübirlik ziyaretçiler için "Söz konusu ziyaretçiler Uludağ’a zarar vermeye başladılar" açıklamasında bulundu.

Uludağ'ın bir "Milli Park" olduğunu her zaman unutturmak isteyen bu otel işletmecilerine, geçmişte otelleri için "Milli Park Kanunu" ihlal edilerek verilen 49 yıllık kullanma izinlerinin dolmasına birkaç yıl kaldığından  neden hiç gündeme getirmediklerini sormak istiyoruz.

Uludağ Milli Parkı'ndaki otellerin kullanım izinleri dolmadan onları yasal açıdan rahatlatacak projeler geliştiren siyasi iktidarın uygulamalarına karşı DOĞADER, Bursa Barosu ve TMMOB Bileşenleri'nin açtığı davalarla bu güne kadar engellendi. Ancak bir milli parkta olmaması gereken otellerin ortadan kaldırılması için (süre aşımından dolayı) yasal yolla mücadele yürütülmesi olanaksız olduğu için bir çalışma yürütülemedi.

Dünya'da %6, Avrupa'da %11,5 olan koruma altındaki doğal alanlar, Türkiye'de %1 düzeyinde olduğu biliniyor. Kanunda, Milli Parklarda, çok gerekli askeri tesisler dışında hiç bir yapı yapılamayacağı ve ticari iş, işlemlerin gerçekleştirilemeyeceği maddeler halinde yazıldığı halde Uludağ'ın ve diğer Mili Parklarımız üzerinde niteliği bozan projeler üretiliyor.

Milli Park Kanunu'na göre, Uludağ'a asıl zarar veren, "odun deposu", "kayak odası" olarak düzenlenmiş ruhsatlarla devasa oteller kuran otel işletmecileri ve onlara bu zemini hazırlayan siyasi iktidarlardır. Buna rağmen "Milli Park" ın asıl ziyaretçileri olan günübirlikçilere dil uzatan Güntop Başkanı ve onun gibi düşünen diğer otel işletmecileri ile siyasilere, gerçeği bir kez daha hatırlatmak istiyoruz.

Uludağ'a asıl zarar verenler, kayak pistleri için on binlerce ağaç kesen, izin verilen pist genişliğini her yıl ağaç keserek birkaç katına çıkartan, daha düne kadar Kaplıkaya ve Balıklı derelerini kanalizasyon atıklarıyla kirleten, yerleşim yeri olmaması gereken bir milli parkta oteller kurarak yerleşim yeri yaratanlar, otel işletmecileri ve onlara destek veren siyasi iktidarların yöneticileridir.

DOĞADER'in yaptığı diğer doğa koruma mücadeleleri arasında Milli Parklar önemli bir yer tutmaktadır. Siyasi iktidarın ütettiği son projelerden biri olan 2. bölgede otopark ve kongre merkezi ile bazı tesisler kurulması için yapılaşmalara neden olacak plan değişikliklerine itiraz eden ve açılan davaya müdahil olan DOĞADER, bundan sonra da mücadelesini aynı kararlılıkla sürdürecektir.

http://www.dogader.org/index.php/aciklama/844-uludag-milli-parki-plan-degisikliklerine-itirazimizi-ilettik

DOĞADER
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği

Uludağ’da otelcilerin ’günübirlikçi’ isyanı

7 Şubat 2013 - Uludağ’ın günübirlikçi konukları otelcilerin korkulu rüyası oldu. GÜMTOB Başkanı Beceren, ’Pistlerdeki yaya trafiği yüzünden kimse doğru düzgün kayamıyor’ dedi.

http://olay.com.tr/haber/bursa-bolge/uludagda-otelcilerin-gunubirlikci-isyani-141149.html

Read more...
 
Bursa'da Tıbbi Atık Yakma Tesisi, Halk ve Çevre Sağlığını Tehdit Edecek! Plan Değişikliğine İtirazımızı İlettik

tibbi_atik_yakma_dioksin

4 Şubat 2012

 Bursa Büyükşehir Belediyesi, İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanlığı’na,

Bursa Büyükşehir Belediye Meclisi’nin 24.12.2012 tarih ve 1302 sayılı kararıyla onaylandıktan sonra 04.01.2013 - 04.02.2013 tarihleri arasında askıya çıkarılan, Osmangazi ilçesi, Hamitler Mahallesi, Çöp Depolama Alanında Tehlikeli Tıbbi Atık Yakma Tesisine ilişkin 1/5000 Ölçekli Nazım İmar Planı Değişikliği, Derneğimiz (DOĞADER – Doğayı Çevreyi Koruma ve Doğa Sporları Derneği) tarafından askı süresi içinde incelenmiştir.

Derneğimiz tarafından yapılan değerlendirmede, 1/5000 Ölçekli Osmangazi Nazım İmar Planı Değişikliğinde plan notuna “Hamitler Çöp Depolama Alanında Tehlikeli Tıbbi Atık Yakma Tesisi Yer Alabilir” notu eklendiği belirlenmiştir.

Atık yakma tesisleri bacalarından çıkan dioksin, furan ve diğer ağır metal içeren gazların halk ve çevre sağlığını olumsuz etkilediği anlaşılmıştır. Sağlık sektöründe kullanılan malzemelerde giderek artan oranda plastik ve PVC kullanılmaktadır. Plastik ve PVC atıkların yakılması daha zararlı gazların ortaya çıkmasına neden olmaktadır.

Atık yakmak tehlikeyi çoğaltır

Atık yakma sonucu atıklar, çok daha zararlı başka biçimlere dönüşerek çevreye dağılırlar. Başlangıçta katı ya da akışkan durumundaki atık, yakıldığında karbondioksit ile birlikte birçok kirletici ve ağır metalin gaz halinde çevreye yayılmasına neden olur. Yanma sonucu oluşan kül, ne kadar önlem alınsa da bacadan çıkışına engel olunamayan gazlar gibi çevreye yayılarak toprağa, suya, besinlere oradan da hayvan ve insan bedenine girer. Bu toksik maddeler ve ağır metaller bedene bir kez girdi mi, yıllar boyunca bedenden dışarı atılamazlar. Bu nedenle bu zehirli maddeler "KOK - Kalıcı Organik Kirletici" olarak adlandırılmaktadırlar.

Read more...
 
Onlar için "Yeşil" Yanlızca Paranın Rengidir! (Video)
 
«StartPrev12345678910NextEnd»

Page 4 of 61