Banner
Tatlandırıcı şurup gıdanın tadını kaçırdı Print E-mail

Uluslararası güvenlik toplantılarında eskiden çok konuşulmayan bir konu artık gündemin ana maddesi: Gıda krizi. Dünya tarımı çalkalanıyor. Son sekiz senede reel gıda fiyatları iki kat arttı. Dünya tarihinde yalnızca büyük kuraklıklar veya afetler sonrası görülen gıda krizi, şu anda neoliberalizm felaketi nedeniyle ortaya çıkıyor. Çözüm olarak daha fazla neoliberalizm, şirket tarımı ve genetiği değiştirilmiş tohumlar sunuluyor. Gıdada belden aşağı vuruluyor.

Gıda Bakanlığı kuruldu

Durumun aciliyetinden ülke olarak bir parça haberdarız. Hatta Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na bir ek yapıldı. Artık yeni bir bakanlığımız var: Gıda, Tarım ve Hayvacılık Bakanlığı. Yeni bakanlığın başında eski bakan Mehdi Eker.
Yeni bakanlık kurulmadan hemen önce gıda rejimimizde çok önemli ve dikkatle tartışılması gereken bir değişlik, apartopar ve yangından mal kaçırır gibi yapıldı. Seçim telaşından kimsenin dikkatini çekmez diye düşünülmüş herhalde. Bakanlık gıdalarımızda kullanılacak suni tatlandırıcıların üst limitini %50 arttırdı.
Suni tatlandırıcılar bizim bildiğimiz pancardan yapılan şekerden farklı. İthal ya da yerli mısır işlenerek glukoz şurubu üretiliyor. Bu sıvı tatlandırıcı daha sonra gıdaya ekleniyor. Bu tatlandırıcı şurubu Cargill dahil 5 şirket 6 fabrikada üretiyor. Bu tatlandırıcıların gıdadaki oranını %50 arttırmak aslında piyasa paylarını arttırmak demek. Baklava mı yiyorsunuz? Eğer kaliteli bir pastaneden almıyorsanız içinde ucuz görünümlü plastik şişelerde pazarlanan bu şuruplardan var.

GDO’lu tatlandırıcı şüphesi arttı

Dünyada bu tip suni tatlandırıcılar özellikle çocuklar düşünülerek ciddi olarak sınırlandırılıyor. GDO’lu mısırlar her yere girebildikleri için gıda ve sağlık bakanlıkları olası karışmaları engellemek için bu tip suni tatlandırıcılara sınır koyuyor. Örneğin gıdada şurup tatlandırıcının Avrupa ortalaması Türkiye’nin yarısından az. Hatta Fransa ve Hollanda bu şurupları kesinlikle yasaklıyor. Almanya %2’nin altında tutuyor. Bizde %15’e çıkartılıyor! Cargill gibi şirketlerin önünde hiçbir hükümet duramıyor.

Bu süreç işlerken geçen hafta kazara incelenen bir tankerden 6600 ton GDO’lu mısır çıkıyor. 10 tonluk kamyonlara yükleyin, 660 kamyonluk bir GDO konvoyunuz olur. Arka arkaya dizin 23 kilometre. İstanbul’a GDO gerdanlık…
Bandırma Limanı’na yanaşan bu geminin içindeki GDO’lu mısırın glukoz şurubu olarak üretilip iç piyasaya sürüleceği şüphesi de artıyor. Yani Avrupa’da kontrolü zor bulunduğu için sınırlama yapılması ne kadar doğru, ortaya çıkıyor. Bir de üzerine yakalanamamış GDO’lu mısırları ve diğer GDO’lu kaçak tarım ürünlerini ekleyin. Endişe isabetli.

Pancar köylüsü keyifsiz

GDO’ların sağlığa zararını bir yana bırakın, işin bir de iktisadi yanı var. Yaklaşık 3 milyon kişinin geliri pancara ve yan sanayiine bağlı. Tatlandırıcı şurupların piyasa payının artması, pancar köylüsünün gelirini azaltacak.

Bir tarafta yüz binlerce küçük köylü tarımı yapan üretici, diğer tarafta beş altı GDO yatırımcısı şirket. Bir tarafta Avrupa’nın sınırladığı şuruplar, diğer tarafta apartopar Avrupa ortalamasının iki katına çıkarılan Türkiye oranları. Bir tarafta kazara ele geçen tonlarca GDO’lu mısır, diğer tarafta mısır bazlı tatlandırıcı şuruplar…

Hadi bu ağır mevzuları bırakalım. İçine glukoz şurubu katılan çakma baklavalar, çakma biralar kimin canına tak etmedi? O metalsi, kekri, her yere damgasını vuran sıkıcı tat kimin tadını kaçırmıyor? Ekonomi, köylü, işçi, kentli, sağlık bir tarafa insanın ağzının tadı bir tarafa…

Koray Çalışkan

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1056355&Yazar=KORAY%20%C7ALI%DEKAN&Date=15.07.2011&CategoryID=98