Banner
DOĞADER, İnegazi Köyü'nde Kurulması Planlanan Çimento Fabrikasına İtirazını İletti Print E-mail

itirazimiz_varDOĞADER, İnegazi Köyü'nde yapılaması planlanan çimento fabrikasına karşı itirazını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'na iletti.

Kirletici sanayi olarak bilinen çimento fabrikaları Türkiye ölçeğinde ihtiyacın çok üzerinde üretim kapasitesine sahip. Türkiye, 2011 yılı dünya çimento ihraç şapiyonu. Kirliliği ve yarattığı çevre zararları ülkemize kalmak üzere yapılan bu ihracat ülkemize yarardan çok zararı dokunuyor. Dünyada pek çok ülke geliştirdikleri çevre koruma kanunlarıyla ülkelerindeki çimento üretimlerinde oluşan çevre kirliliğini alt sınırlara çekmeye çalışıyor. Bu zor koşullarda üretim yapmak istemeyen çimento üreticileri Türkiye gibi koruma önlemler yetersiz, denetim mekanızması işlemeyen ülkelere yöneliyor. Türkiye, çimento üretiminde Avrupa birinci, dünyada dördüncü sıradadır. Böylesine kirli bir sanayi, ülkemizde ihtiyacın çok üstünde üretim kapasitesine sahipken yeni çimento fabrikalarının kurulmasını mantık dışı kararlar olarak nitelendiriyoruz.

Çimento fabrikasına karşı hazırladığımız itiraz dilekçemiz, çimento konusundaki tüm ayrıntıları gözler önüne sermektedir.

DOĞADER

T.C. Bursa Valiliği, Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne  Bursa

5 Ekim 2012

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca hazırlanan ve Bakanlık Makamı’nın 13.08.2012 gün ve 12912 sayılı Olur’u ile 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. Maddesi uyarınca onaylanan, Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde 06.09.2012- 06.10.2012 tarihleri arasında askıya çıkarılan, Nilüfer İlçesi, İnegazi Köyü, Çaltarla Mevkii, H22C13A4 pafta,101 ada, 22-23-25-26 parseller sanayi alanı (Çimento Fabrikası) Bursa 2020 yılı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ve Plan Notu Değişikliği, Derneğimiz (DOĞADER – Doğayı Çevreyi Koruma ve Doğa Sporları Derneği) tarafından askı süresi içinde incelenmiştir.

Bursa yerel medya organlarında yer alan, İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü 10 Mayıs 2012 tarihinde plan değişikliği talebi ile kurum görüşü yazısına olumsuz yanıt verirken, 19 gün sonra 29 Haziran 2012 tarihli toplantısında değişikliği uygun bulmasının kaygı verici bir değişikliktir. Daha önce de birçok kez, bir önceki görüşünün tersi yönündeki kurum görüşü değişiklikleri yaşanmıştır. Bu durum toplum içinde haklı olarak, devletin ilgili kurumlarının siyasal baskı altında olduğu izlenimi yaratmaktadır.

Söz konusu plan değişikliğinin, merkezi bir kararla ilgili Belediyelerin ve Toprak Koruma Kurulu değerlendirmesinden dışlanması başka bir kaygı verici gelişme olarak değerlendirmekteyiz.

Derneğimizce yapılan değerlendirmede, halen yürürlükte olan Bursa 2020 yılı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda değişiklik yaparak sanayi alanı (çimento fabrikası) olarak ilan edilen bölgenin, orman olarak gözüktüğü anlaşılmıştır. Onaylanan plana ait plan notu değişikliğinde ise Bursa’da tarım alanı ve orman gibi her türlü doğa koruma alanlarında sanayi tesisleri ve sanayi bölgeleri kurulmasına izin verildiği anlaşılmaktadır. Bu kabul edilemez bir yaklaşımdır.

Kanunlar önünde kamu malı olan orman, toplum adına devlet tarafından korunması gereken alanlardır. Ülkemizin en lezzetli ürünlerinin yetiştiği Bursa Ovası için halen yürürlükte olan Bursa 2020 yılı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Plan Notları’nda “toprak sınıfına bakılmadan korunacağı” belirtilmektedir. Plan ve plan notu değişikliği, her iki duruma aykırılık içermektedir.

İnegazi Köyü sınırları içinde kurulmasının düşünülen çimento fabrikası çevresinde yeterli düzeyde su kaynağı yoktur. Derenin suyu köylünün sulama ihtiyacını ancak karşılamakta ve hatta kimi aylarda ise yetersiz kalmaktadır. Çimento fabrikası ile köylü arasında su sorunu yaşayacaktır. Köylüler köyünü terk etmek zorunda kalacaktır. Yüzyıllardır ektiği toprağı vatanı sayarak varlığını sürdüren İnegazi köyleri ve diğer çevre köylerde yaşayan halk, çimento fabrikasına feda edilmiştir.

Çimento fabrikalarının ana hammaddesi topraktır. Fabrikanın yapılması durumunda şirket ana hammaddeyi yakın çevredeki tarım alanları ve ormandan elde etme yoluna giderek yörenin doğal ve tarımsal niteliğini yok edecektir. Bunun en yakın örneği Bursa Çimento’dur. Dünya gıda fiyatları son yıllarda artma eğilimindedir. 2012 yılında dünya tahıl fiyatları %25 olarak armış, Birleşmiş Milletler bu durumu kaygı verici bulduğunu açıklamıştır. Çimento fabrikaları gibi kirletici sanayiler, köylümüzün ve ülkemizin tarımsal üretimine ilişkin geleceğini tehdit etmektedir.

Yapılan yasa değişiklikleri ve ek yatırımlarla çimento fabrikalarında tehlikeli atık yakılmasına izin verilmiştir. Çimento fabrikaları, yaktıkları tehlikeli atığı çevreci yaklaşım olarak göstererek toplumu yanıltmaktadırlar. Tehlikeli atıklar yakıldığında ortaya çıkan zehirli gazlar çevreye yayılmakta halk sağlığını olumsuz yönde etkilemektedir. Dioksin, Furan ve ağır metal içeren bu gazlar, insan bedeninde birikerek kanser ve hormanal sistem bozuklukları başta olmak üzere pek çok hastalığa neden olduğu bilimsel araştırmalar sonucu kanıtlanmıştır. Bursa Çimento, tehlikeli atık yakarak Bursa’nın havasını zaten önemli oranda kirletmektedir. Yapılacak ikinci bir çimento fabrikası da aynı yola giderek, Bursa havası çok daha kirli hale getirecektir. Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı hava kirliliği ölçümleri Nilüfer ilçesinde, sınırların çok üzerinde yoğunlukta hava kirliliğine işaret etmektedir. Yapılacak çimento fabrikası var olan bu hava kirliliğini daha da arttıracağı açıktır.

Yoğun enerji gereksinimlerinden dolayı çimento fabrikaları, kirletici sanayi olarak adlandırılır. Dünya çapında pek çok ülkede çimento fabrikaları, yarattığı karbon emisyon yükü,  bacadan çıkan zehirli/kirletici gazlar, toz ve kül sorunu gibi çevre kirletici etmenleri azaltmak için çok sıkı yasal önlemler geliştirmişlerdir. Ulus ötesi çimento sektörü, sıkılaştırılmış çevresel önlemleri uygulayarak üretim yapmak yerine bu tür sınırlamaların olmadığı Türkiye gibi ülkelere yönelmektedir.

Türkiye kanunlarında çevre ve insan sağlığını koruyucu önlemlerinin yeterince gelişmiş olmaması, kanunlarda halen var olan önlem ve denetimlerin gerektiği gibi yapılamaması, yasa değişiklikleriyle çevresel önlemlerin tırpanlanması, özellikle son on yıl içinde çimento sektörünü Türkiye’ye çekmiş, çok sayıda yatırım yapılmasına olanak hazırlamıştır. Bu yatırımlar, Türkiye çimento gereksiniminin çok üzerinde kapasite fazlası ortaya çıkarmıştır.

Dünya çapında çimento sektörünü değerlendiren 2011 yılı The Global Cement Report” (http://www.cimentobirlik.org/content/docs/dunya-cimento-uretimi-ve-tuketimine-iliskin-bazi-gostergeler-rapor.pdf) raporunda çimento ihraç eden ülkeler arasında Türkiye, 19 milyon ton ile birinci sırada yer almıştır. Bu bir başarı değil, tersine toplum ve çevre sağlığı için daha büyük sorunlar yaratan kirli bir ticarettir.

Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği’nin Türkiye Çimento Üretimi Raporu’nda (http://www.tcma.org.tr/images/file/WEBKAPASITE2011.xls) 2011 yılında %63,41 kapasite kullanıldığını bildirmektedir. Bu çevresel anlamda durumun daha vahim olduğunu gözler önüne sermektedir. Her iki rapor değerlendirildiğinde, Türkiye’deki 2011 yılı çimento üretiminde %63’lük kapasite kullanımı olmasına rağmen ihraç edilen çimento ile dünyada birinci sıraya yerleştiği görülmektedir. Bu durum Türkiye’de, ülke ihtiyacının kat kat üzerinde çimento üretim kapasitesi olduğunu ortaya çıkarmaktadır. Bu göstergeler, vatandaşlarımızın sağlığı pahasına yapılan kirli yatırımları belgelemektedir.

1 ton çimento üretirken ~1 ton (996 kg) karbondioksit gazı ortaya çıktığı bilinmektedir. Kophenag’ta yapılan Birleşmiş Milletler Kyoto sonrası iklim müzakerelerine Türkiye, %95 oranla karbon salımını en hızlı arttıran ülke olarak katılmıştır. Yapılan bilimsel çalışmalar (Ör: NASA) , küresel iklim değişiminin özellikle Anadolu coğrafyasında çölleşme, kuraklık gibi yüksek tehlikeler barındırdığını ortaya koymaktadır. Bu öngörüler ışığında, Türkiye’nin karbon salımını düşüren ve diğer ülkeleri karbon azaltmaya teşvik eden politikalar geliştirmesi gerekirken, tam tersini yaparak karbon salımını dünyada en hızlı arttıran ülke haline getirilmesi düşündürücüdür. Çimento fabrikaları gibi kirletici sanayiye yapılan yeni yatırımlar bu durumu daha da kötüleştirmektedir.

Yukarıdaki nedenlerden dolayı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca hazırlanan ve Bakanlık Makamı’nın 13.08.2012 gün ve 12912 sayılı Olur’u ile 644 sayılı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 7. Maddesi uyarınca onaylanan, Bursa Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde 06.09.2012- 06.10.2012 tarihleri arasında askıya çıkarılan, Nilüfer İlçesi, İnegazi Köyü, Çaltarla Mevkii, H22C13A4 pafta,101 ada, 22-23-25-26 parseller sanayi alanı (Çimento Fabrikası) Bursa 2020 yılı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ve Plan Notu Değişikliği’ne itiraz eder ve itirazımızın kurumunuzca değerlendirilmesi için gereğini arz ederim.

DOĞADER
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği