Banner
Derin Sular ve Yaşamın Sonu Print E-mail

2000 yılında başlayan, 80 ülkeden 2700 araştırmacının katılımıyla 10 yıl süren araştırmalar, deniz canlı türlerinin tümünü belirlemenin olanaksız olduğunu ortaya koydu. 

Toplanan milyonlarca örnek sayesinde bilinen 1200 türe ek 6000 tür daha keşfedildi. Araştırmacılar, oksijen ve ışığın çok az olduğu derin okyanus diplerinde birçok canlı türünün yaşadığını farketti. Bunlarla birlikte araştırma sonuçları, deniz canlılarının besin zincirindeki ilk ve en önemli halkasını temsil eden planktonların son 50 yılda %40, en üst halkası olan köpek balıklarının ise (bazı bölgelerde) %99'a varan oranda yok olduğu belirlendi. 

Ezber bozan biçimde oksijensiz ve ışıksız ortamlarda yaşayan deniz canlıları, bildiğimiz varoluş için gerekli temel nitelikleri değiştiren bir yargıya geçiş yapmamızın artık gerekliliğini de gözler önüne serdi.

Biz insan soyu olarak, son yüz yıl boyunca geliştirdiğimiz daha çok tüketime dayalı yaşama biçimi ile suların yoğun biçimde kirlenmesine neden olduk. Halen ülkemizde ve dünyanın pek çok ülkesinde, içinde tehlikeli kimyasal atıkları da barındıran kanalizasyon pislikleri, çoğunlukla hiçbir arıtmaya sokulmadan denizin derinliklerine gönderiliyor. Arıtma olarak bilinen uygulamaların çoğu kaba kirlerin süzülmesinden ibaret.

Birçok risk nedeniyle ülkemizde ve dünyanın hiçbir yerinde kurulması ve çalıştırılmasını istemediğimiz nükleer santrallerden çıkan radyoaktif atıklar ve çok zehirli tehlikeli atıklar, uluslararası hukuka da aykırı biçimde gizli yollarla okyanusun derinliklerine atılıyor. 

Aşırı tüketimin bir sonucu olarak ortaya çıkan küresel iklim değişimi, deniz ve okyanusların PH düzeyini bozarak birçok deniz canlısının yok oluşuna zemin hazırlıyor. Üretimin her aşaması enerji gerektiriyor. Enerji çoğunlukla kömür doğalgaz gibi fosil kaynakların yakılmasıyla ortaya çıkıyor. Yakma sonucu ortaya çıkan karbondioksit küresel ısınmanın nedeni oluyor.

Biz insan soyu, neden olduğumuz bu kirliliği engelleyemediğimiz sürece kendi soyumuzun yok oluşumuza zemin hazırlıyoruz. Görünen o ki, yok olan yalnızca insan soyu olmayacak. Kendimizle birlikte daha belkide türünü bile belirleyemediğimiz binlerce canlı da bizimle birlikte aynı sonu paylaşmak zorunda kalacak. 

Dünyamız bu güne kadar dördü büyük olmak üzere ona yakın küresel ısınma ve ardından milyonlarca yıl süreyle etkisini kaybetmeyen buzul dönemlerden geçti. Tarihteki bu iklim değişiklikleri, bazılarında canlı türlerini %96'ya varan oranda yok oluşuna sahne oldu. Birçok tür yaşam sahnesinden silinse bile çok azı yaşamı sürdürmeyi başarabildi. İklim hareketliliklerinin ardından gelen yaşam uygun koşullarda yeniden türeyiş ile gerçekleşti. Türeyişin temel kaynağı çoğunlukla sulardı.

Suları biz insanlar olarak artık o derece hızlı kirletip, canlı yaşamına olanaksız radyoaktif ve tehlikeli kimyasalların bulunduğu ortamlar yaratıyoruz ki, bundan sonra yaşanacak olası bir buzul dönemi atlatacak, yeni türeyişler yaratacak canlı türlerini de ortadan kaldırıyoruz.  İşte kıyamet burada. Biz insanların yarattığı kirliliğin sonucu canlılığın tümüyle ortadan kalkmasıdır asıl kıyamet. Cenneti de kıyametin ötesinde aramayalım. Cennet zaten dünyamızdı.

DOĞADER

Not: Yukarıda sözü geçen deniz araştırmalarında bulunan yeni türlere ait fotoğraflar aşağıdadır. Bunlar size PhotoShop sihirbazlarının son eseri olarak gözükmesin. Aşağıda fotoğrafı verilen su canlılarının hepsi gerçek. Yalnızca bizden biraz uzaklar.  Denizlerin binlerce metre altında yaşıyorlar. Radyoaktif ve kimyasal olarak kirlettiğimiz o derin sular, onların yaşam alanı.

 

karanlik sulardaki yasam 12

Barreleye
Barreleye
adı verilen bu balık, saydam kafasının içindeki yukarı bakan gözleri ile dikkat çekiyor. Balığın gözleri kafasının içinde yer alan iki yeşil küre. Bu türün varlığı biliniyordu fakat ilk kez bu sene MBARI Enstitüsü tarafından görüntülendi.

Aslanbasli-kuyruklu-ejderha
Derin denizde keşfedilen bir Chimaeras (Aslanbaşlı kuyruklu ejderha). Bu görüntü NOAA tarafından sağlanmış. Köpekbalıklarına çok yakın olan bu tür onlardan 400 milyon yıl önce farklılaşarak ayrışmış ve izole bir grup olarak kalmış. Üzerindeki korkunç çizgiler kulaklar gibi basınç dalgalarını alglamarını sağlıyor. Ağzına yakın bölgedeki noktalar ise canlılar tarafından üretilen elektrik akımlarını algılıyor.

karanlik sulardaki yasam 1

karanlik_sulardaki_yasam_28

karanlik sulardaki yasam