Banner
Hani, HES (Hidro Elektrik Santraller) Dereleri Kurutmayacaktı! Print E-mail
HES (Hidro Elektrik Santral)

Su hiç bir zaman boşa akmadı. Bundan sonra da boşa akmayacak. Suyun her bir damlası çok değerli. Yaşam su ile var oldu. Susuz canlı yaşamı olmaz. Akan su aynı zamanda bizlerin farkında olmadığı binlerce canlının varoluşunun temel dayanağıdır. Küresel ısınma, suyun insanlar için değerini daha da ön plana çıkardı. Bunu fırsat bilen kapitalizm, suya sahip olmanın metalaştırarak alınır satılır bir mala çevirmenin yollarını arıyor. İşte bu yollardan biri de, HES (Hidro Elektrik Santral) kurarak akan derenin barajda biriken suyuna sahip olmak. 

Derelerimiz, akarsularımız ve hatta göllerimiz artık bizim, doğadaki bin bir canlının değil, sermayenin malı artık. Derelerimizi HES (Hidro Elektrik Santral) kurma bahanesiyle sattılar. Dere boylarında, su kenarlarında bu şirketlerin silahlı adamları geziyor. Daha düne kadar halkın, doğanın paylaşım alanı olan su kaynaklarımız şimdi şirketlerin mülkü oldu. İşte sularımızın satışının dramatik öyküsü.

1970'li yıllarda DSİ tarafından 1700'in üzerinde HES projesi yapılmıştı. Ekolojik, kültürel ve toplumsal değerler hesaba katılmadan hazırlanan bu HES projeleri yıllarca tozlu raflarda bekledi.

AKP iktidara gelmesiyle işler değişti. Haziran 2003'de HES'ler için "Su Kullanım Hakkı Anlaşması" adıyla çıkartılan yönetmelik, siyasi iktidar tarafından Mayıs 2004 ve Ekim 2005'de yapılan değişikliklerle ulus ötesi sermaye ve onların yerli işbirlikçisi sermayenin istediği konuma getirildi.

Barajı yapan suya sahip olacaktı. Sermaye, yakın gelecekte meyvelerini toplayacağı büyük bir ganimeti fark etti. Mart 2009'da İstanbul'da dünya su tekellerinin güdümünde yapılan Dünya Su Forumu ile ulus ötesi sermayenin dikkati Türkiye'ye çekildi.

Dünya Su Forumunun yapıldığı tarihte DOĞADER'in de üyesi olduğu "Suyun Ticarileşmesine Hayır Platformu" öncülüğünde ülke genelinde "Suyumuzu Sattırmayacağız" diyen yüzlerce Demokratik Kitle Örgütü, büyük bir miting ve bir hafta süreyle Dünya Su Forumu'na karşı geniş içerikli ve yüksek katılımlı alternatif Halkın Su Forumunu düzenlendi.

Devletin ilgili kurumları ve Dünya Su Forumu bileşenleri, Forum sırasında ne kadar inkar etseler de Dünya Su Forumundan sonraki gelişmeler aynen biz yaşam savunucularının öngördüğü biçimde gerçekleşti. 1700'ü aşkın HES projesinden bir çoğu devlet tarafından sermayeye ihale edildi.

HES projeleriyle sermayedar, yaşamın kaynağı, halkın ve doğanın ortak paylaşımı olan suya sahip oldu. Derelerden akan sular artık bizim değil. O yörede HES yapacak şirketin mülkü haline getirildi.

2009'dan sonra geçen süreçte başta Karadeniz olmak üzere yudumuzun dört bir köşesi, HES'lere karşı halkın isyanımitingleri, direnişlerine sahne oldu. Sermaye güdümlü medyanın gözardı ettiği yüzlerce yöresel eylemlerde halk HES'lere karşı isyan bayrağını açtı. 

Suyumuzu satanlar, can suyu dedikleri bir miktar suyun bile nasıl kaybolup gittiğini geliştirip uygulamaya soktukları projelerde kendi gözleriyle görüyorlar. Ancak bu bile derelerimizi HES'lerle kelepçeleyecek yeni projelere engel olmuyor.

Su hiç bir zaman boşa akmadı. Bundan sonra da boşa akmayacak. Biz DOĞADER olarak suyumuzu satanlara ve suyu meta haline getirenlere karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Onlarcası mahkeme kararıyla durdurulan HES projelerine geçit vermeyeceğiz. 

DOĞADER

 

Hani dereler kurumuyordu?

25 Ağustos 2010 - Başbakan Erdoğan Hidroelektrik Santrali (HES) projeleri nedeniyle derelerin kuruduğunun yalan olduğunu savunurken HES nedeniyle kuruyan derelere Ordu’daki Melet Irmağı da eklendi.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.karasaban.net/hani-dereler-kurumuyordu/