Banner
Milli parkların bir ormandan, sıradan bir dağdan farkı nedir? Print E-mail

Uludağ’ı bu ülkede herkes bilir. Uludağ’ın bir milli park olduğunu ise çok az kişi bilir. Milli park nedir? Niye buraya milli park denmiştir? Milli parkın bir ormandan, sıradan bir dağdan farkı nedir? İşte bu soruların yanıtını çok az kişi farkındadır.

Öyle ya, Uludağ’ın milli park sınır kapısında ödenen giriş ücretinin dışında bir farkı var mıdır? Uludağ’a kurulmuş çok yıldızlı otellerde konaklamaya parasal gücü yetenler, istediği gibi davranır. Kayak yapar, suyundan içer, çılgınca eğlenir, kirletir bırakır ve gider. Uludağ Milli Parkı’nın, milli park olamayan diğer yerlere göre bir farkı yok gibidir?

Uludağ Milli Parkı’nın kaynak suları hortumlanır. Ulusal ve ulus ötesi su şirketleri, zirveye kadar çıkardıkları borularla Uludağ’ın su kaynaklarını hortumlarlar. Uludağ’da hortumlanan su kaynaklarının küçük bir bölümü yasal niteliğe sahiptir. Diğer yüzlerce su kuyusu kaçak olarak işletilmektedir. Su kaynakları ticari amaçlarla kullanılıyorsa, milli park olmanın bir farkı kalmış mıdır?

Milli parklar, doğal niteliği eşsiz alanlardır. Yalnızca bulundukları bölgeye has endemik türleri barındırdığı ve sınırları içinde yerleşim birimi bulunmadığı için milli park ilan edilmişlerdir. Milli parklar, insan etkinliklerinin sınırlandırıldığı, bölgenin insan müdahalesi olmadan kendi doğallığına bırakıldığı yerlerdir. Yasalarla korunur. Milli Parklar Kanunu, milli park içinde ülke savunması için önem taşıyan askeri tesisler dışında her türlü yapılaşmayı yasaklar. Aynı kanun, her türlü ticari iş ve işlem yapılmasını, milli park kaynaklarının kullanılmasına da yasak getirir.

Milli Parklar konusuna verilebilecek herkesin bildiği bir örnek, çocukluk dönemimizin çizgi film kahramanı "Ayı Yogi" yaşadığı yerdir. Çocukluğumuzda dizi olarak yayınlanan bu çizgi filmin kahramanlarının öyküsü, dünyanın ilk milli parkı (1872) olma özelliğini taşıyan Yellowstone Milli Parkı'nda geçer. O milli parkta bir kaç tane korucu kulübesi dışında hiç bir yapı bulunmaz. Ziyaretçiler günlük olarak gelir, pikniklerini yapıp geri dönerler. Kahramanımız "Ayı Yogi ve arkadaşı Bobo" piknikçilerin yiyeceklerini aşırır. Kendi çadırlarıyla kamp yapmayı tercih edenler, belirtilen alanların dışına çıkamazlar. Park korucuları hemen her yerde görev başındadır. Ziyaretçiler, izlendiğinin/korunduğunun farkındadır. Yellowstone Milli Parkı, dünyada zengin yoksul diğer pek çok ülke milli parklarında olduğu gibi kendi doğallığına bırakılmış alanlardır. İnsan müdahalesine kesinlikle izin verilmez.

Kanuna göre hayvan otlatmanın bile yasaklandığı Uludağ Milli Parkı, devlet ve özel sektör işbirliğiyle Milli Parklar Kanunu’na aykırı uygulamaların hedefi olmuştur. Bu haliyle yurt genelindeki diğer milli parklara kötü örnek durumundadır. Sayısız doğal özellikleri ve sınırları içinde yerleşim birimi bulunmadığı için milli park ilan edilen Uludağ’a, otel ve kamu dinlenme tesisleri kurulmasına göz yumularak yapılaşmaya izin verilmiştir. Uludağ’daki otel ve kamu tesisleri büyük çoğunluğu kaçaktır. Beş yıldızlı birçok otelin ruhsatı, kayak odası, odun deposu, tuvalet olarak gözükmektedir. Böyle olmasına rağmen, Uludağ’daki otel ve tesisler için şaibeli kullanım izinleri verilmiştir. Otel sahipleri kendilerine verilen kullanım alanlarını sürekli olarak ihlal etmişler, yapı alanlarını genişletmişlerdir. 1988, 1990 ve 1994 yıllarında, planlar revize ederek kaçak yapılaşmalar plan içine alınmış, ancak bu uygulamalar yapılaşmayı daha çok teşvik etmiştir. Bunun en iyi göstergesi son plandan sonra geçen 16 yıllık süreçte otel sahipleri kullanım alanlarını %50 genişletmiş olmalarıdır.

Uludağ’ın milli park olduğunu en iyi Çevre ve Orman Bakanlığı bilir ama bilmezlikten gelir. Daha doğrusu Uludağ’ın bir milli park olduğunu unutturmaya çalışır. Uludağ Milli Parkı birkaç kez turizm alanı ilan girişimlerine hedef olmuştur. En son 2006 yılında AKP Hükümeti Bakanlar Kurulu kararıyla başlatılan bu girişim, Bursa Barosu öncülüğünde DOĞADER ve bazı TMMOB bileşenlerinin açtıkları dava sonucu durdurulmuştur.

AKP Hükümeti ve Çevre ve Orman Bakanlığı, Uludağ’ı Milli Park niteliği dışına çıkaracak çalışmalarını sürdürmektedir. Uludağ Oteller Bölgesi’ndeki bazı otellerin, şaibeli 49 yıllık kullanım izin sürelerinin sonuna gelmiş olmaları bu uğraşın temel nedenini oluşturmaktadır. Başbakan Tayip Erdoğan’ın “Uludağ’ı Davos yapma planı” otellerin kullanım sürelerinin dolmakta olması nedeniyle gündeme getirilmiştir.

Yine aynı taleplerle Çevre ve Orman Bakanlığı 2008 yılı içinde açtığı “Peyzaj Planlama, Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Fikir Yarışması” ile milli park niteliği ile uyuşmayan “kentsel tasarım” ve “mimari proje” gibi kavramlarını yan yana getirmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığı, yarışmaya katılan mühendislerden “koruma” ilkesini, “koruma-kullanma” olarak ele almaları isteyerek, yarışmayı Milli Park Kanunu’na aykırı yasadışı bir niteliğe taşımıştır. Bu ve benzeri uygulamalarla Çevre ve Orman Bakanlığı'nın kendi varlık nedenine, görev ve sorumluluklarına ihanet içinde olduğu görülmektedir.

Çevre ve Orman Bakanlığı’nın Uludağ için hazırladığı son planlar, 17 Haziran 2010 günü TMMOB Makine Mühendisleri Odası Bursa Şubesinde bir toplantı ile tanıtıldı. Toplantıya TMMOB’a bağlı oda temsilcileri ile birlikte DOĞADER, Bursa Barosu ile Uludağ konusunda çevreci yaklaşımıyla tanınan gazeteci Levent Gencelli katıldı.

Uludağ Milli Parkı içinde kullanım süreleri sonuna gelmiş otellerin zaten şaibeli olan bu izinlerin dolmasından sonra yapıların ortadan kaldırılması beklenirken, sergilenen projede tam tersi uygulamalar hedef alınmıştır. Çevre ve Orman Bakanlığı hazırladığı bu son projede, var olan yapılaşmanın makyajlanarak veya yeniden inşa edilerek yapılaşma stokunu koruyan bir yaklaşım sergilenmiştir. Kanun gereği yapılaşmanın olmaması gereken Uludağ Milli Parkı için geliştirilen projede, toplam 3500 araçlık otoparklar, kongre merkezleri, geniş spor alanları, sağlık, asayiş, ibadet alanlarının var olduğu bir yerleşim birimi projesi ortaya çıkartılmıştır.

Sergilenen projeye DOĞADER Milli Park ve Yeşil Alanlar Sorumlusu Caner Gökbayrak, “dünyada %6, Avrupa Birliği’nde %14,5 olan ülke yüzölçümüne göre milli park oranının Türkiye’de yalnızca %1 olduğunu belirterek zaten az olan milli parkların gerektiği gibi korunmadığını, projenin Milli Parklar Yasası’na aykırı olarak hazırlandığı için hukuksal yollara başvuracaklarını” söyledi. Bursa Barosu Çevre Kom. Başkanı ve DOĞADER Yönetim Kurulu üyesi Av. Cankat Taşkın ise, “Bu güne kadar Bursa Barosu olarak Uludağ için açtıkları 12 davanın 10’unu kazandıkları halde iktidarın davalara konu olan uygulamaların benzerlerini sürekli gündeme getirerek mahkeme kararlarını yok sayan bir tavır sergilediğini” anlattı. Toplantının diğer katılımcıları ise Uludağ Milli Parkı’nın önemine vurgu yaparak bu niteliğe aykırı gelişmelerden duydukları rahatsızlığı dile getirdiler.

DOĞADER yaptığı diğer doğa koruma çalışmalarının yanında milli parklar konusuna büyük önem vermektedir. Ülkemizdeki milli parklar, dünya ölçeğinde bile yetersizken gerektiği gibi korunmamakta, üzerinde yasalara aykırı işlemler yürütülmektedir. Milli parklar, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de insan etkinliklerinin sınırlandırıldığı alanlar olmalıdır. Dünyada milli parklar, konaklamanın ve yapılaşmanın olmadığı günübirlik ve sınırlı alanlarda insan ziyaretlerine izin verilen alanlar olarak bilinir. Milli Parklarımızda yapılaşmalar ortadan kaldırılmalı ve tüm dünyada olduğu gibi konaklamasız günübirlik insan ziyaretlerine izin verilmelidir. DOĞADER bu amacını gerçekleştirmek için her türlü çaba ve hukuksal girişimlerini sürdürecektir.

Uludağ, milli park olarak kalmalıdır.

DOĞADER
Caner Gökbayrak