Banner
Basına ve Kamuoyuna: Seller ve Küresel Isınma Print E-mail

2007 yılı yurt genelinde kuraklığın hüküm sürdüğü bir yıldı. Kuraklık, açlık ve susuzluğu çağrıştırdığı için küresel ısınma o günlerde toplumun en önemli gündem maddeleri arasındaydı. 

Bugün ise tam tersi bir durum söz konusu. 2009 yılı sonunda başlayan ve 2010 yılı yaz aylarına kadar devam eden aşırı yağışlar çeşitli su baskınları, sel ve toprak kaymalarına neden oldu. Kuraklığın olduğu kadar su baskınlarının da nedeni küresel ısınma olduğu halde küresel ısınma artık gündemimizde değil.

Küresel Isınmanın etkisi yalnızca kuraklık değildir!

9 Eylül 2009 günü tüm gazeteler, tüm yurdu etkisi altına alan yağışların tufana dönüştüğü haberlerini baş manşetlere taşımışlardı. Yurdun birçok bölgesinde su baskınlarına neden olan seller, Karadeniz bölgesinde son birkaç yıldır özellikle Temmuz ayında etkilisini gösteriyordu. Can ve mal kaybı her geçen yıl artıyor. Sellerin bu düzeyde etkili olmasında, Karadenizlinin denizle arasına bir engel gibi çekilen Karadeniz Otoyolu olduğu kadar küresel ısınmanın da önemli payı bulunuyor.

Günümüzde küresel ısınma terimi daha çok kuraklıkla eş anlamlı olarak kullanılıyor. Oysa gerçek hiç te öyle değil. Küresel ısınmanın asıl etkisi, yeryüzündeki su çevrim düzeninin (su buharı, bulutlanma, yağmur, kar) bozulması olarak ortaya çıkıyor.

Yeryüzündeki su miktarı ilk oluşumundan bu yana hiç değişmedi. Havadaki karbondioksit oranının, insan etkilikleriyle katlanarak artması sonucu oluşan küresel ısınma, dünyanın yağış dengesini etkiliyor. Küresel ısınmanın etkisiyle, yeryüzündeki kimi bölgeler, her zamankinden çok daha fazla yağış alırken, bazı bölgeler olması gereken yağışı alamıyor. Bunun sonucu fazla yağış alan bölgelerde seller ve toprak kaymaları can ve mal kaybına neden olurken, az yağış alan yerler kuraklıkla başetmek zorunda kalıyor.

Küresel ısınma konusunda toplum, geçmiş yıllarda yanlış bir yönlendirmenin etkisi altında kaldı.  Su tasarrufu yaparak, küresel ısınmayla baş edilebileceği yanılgısı yaratıldı. Oysa ki su tasarrufunun, barajlarda biriken suyun insanlar tarafından daha uzun süre kullanılmasından başka bir etkisi olamaz. Bu yanlış bilinçlendirmeyle, evini gereksiz malzemelerle doldurmuş, hergün işine kendi özel arabasıyla giderek gereksiz enerji kullanımına neden olan bireyleri, evinde/işyerinde su tasarrufu yaptığı için kendini huzurlu hisseder duruma geldiler. Oysa satın alınan her ürünün üretimi aşamasında tahmin edilemeyecek boyutlarda su kullanılıyor.

  • 1 Varil ham petrolü rafine etmek için 7 ton su tüketiliyor
  • 4 Adet otomobil lastiği üretimi için 7500 ton su tüketiliyor
  • 1 Otomobil üretmek için 150 ton su tüketiliyor
  • 1 Ton çelik üretmek için 240 ton su tüketiliyor
  • 1 Kg kumaş için (baskısız boyasız) 120 litre su tüketiliyor
  • 1 Kg kumaşı boyamak için 80 litre su tüketiliyor
  • 1 Kg plastik üretmek için 200 litre su tüketiliyor
  • 1 Kg pamuk ya da yün üretimi için 850 litre su tüketiliyor

Evimizde su tasarrufu yaparak küresel ısınma sorununun çözemeyeceğimiz ortada. Sorunun çözümü başka bir alanda, bireysel olarak yaptığımız tüketimlerde yatıyor.

Satın aldığımız herşey, enerji kullanılarak üretiliyor. Elektrik dahil üretim ve dağıtım sırasında kullanılan her tür enerji, fosil kaynaklar (kömür, petrol, doğalgaz) kullanılarak üretiliyor. İşte küresel ısınmanın temel nedeni olan havadaki karbondioksit fazlalığı da, bu fosil yakıtların enerji üretmek için yakılmasıyla ortaya çıkıyor.

Buradan şu sonuç ortaya çıkıyor. Kuraklık olsun, sel ve toprak kayması olsun, küresel ısınmanın olumsuz sonuçları bizleri etkiliyor. Ancak küresel ısınma da, bizlerin tüketimine sunulan ürünlerin üretimi aşamasında kullanılan enerji kaynaklarının etkisiyle kendini gösteriyor. O halde bizler, tükettiğimiz her ürünle küresel ısınmaya önemli bir katkıda bulunuyoruz. Hiç tüketmeden yaşayamayız. Ancak günümüzde tüketim öyle bir çılgınlık haline geldi ki, gerekli olsun olmasın kendimizi bu çılgınlığa kaptırıyoruz.

Tüketim bu çılgınlık boyutunda sürdükçe, küresel ısınmanın etkisi katlanarak artacak. Birey olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmeliyiz. Küresel ısınma konusunda yapılacak en temel şey, tüketimimizi sınırlandırmak olacaktır.

Egemen sistem Kapitalizm, bizlerin daha çok tüketmemizi istiyor. Oysa bizler tükettikçe kirlilik ve beraberinde küresel ısınmayı katlıyarak arttıracak. Çok uzun olmayan bir süre sonra, küresel ısınma konusunda artık geri dönüşü olmayan bir noktaya geleceğiz. Bizler birey olarak gereksiz ve aşırı tüketimimizi engelleyerek bu olumsuz gidişe dur diyebiliriz. 

Özel araba kullanmak yerine toplu ulaşım, bozuldu/modası geçti diye yenisini almak yerine var olanı onarmak/kullanmak, tek kullanımlık kullan-at ürünler kullanmak yerine bu ürünlerden uzak durmak, yaşamı sürdürmek adına birey olarak  yapabileceğimiz şeyler arasında yer alıyor.
İşte bizler, bunları yaptığımızda ancak küresel ısınmaya karşı olumlu bir çaba içinde yer almış olacağız.

DOĞADER
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği