Banner
Atık Yakma Tesislerine Neden Karşıyız? Print E-mail
Atık Yakma Tesislerine Neden Karşıyız?
 
Çöp ve atıklar yakıldığında tehlike katlanarak artar
 
Bursa İli Yenişehir İlçesi Subaşı köyü yakınlarında yapılmak istenen ve Metal Eşya Sanayicileri Sendikası(MESS) tarafından tanıtım çalışmaları sürdürülen "Endüstriyel ve Tıbbi Atık Yakma Tesisi ile ilgili olarak, İl Genel Meclisi üyesi Hüseyin AKKUŞ, Bursa Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Şeref TUZCU, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Bursa İl Temsilcisi Zerrin KARTAL, Nilüfer Yerel Gündem 21 Genel Sekreteri Mehmet KARTAL, DOĞADER Yönetim Kurulu üyeleri Yusuf GÜRSUCU ve Caner GÖKBAYRAK'tan oluşan bir ekip Yenişehir'de çeşitli ziyaretlerde bulundu. (3 Temmuz 2009)
  
CHP Yenişehir İlçe Yönetimi, SP Yenişehir İlçe Yönetimi, MHP Yenişehir İlçe Yönetimi ile görüşmeler yapan heyet, sonrasında Yenişehir Sanayici ve İşadamları Derneği(YESİAD), Yenişehir Genç Sanayici ve İşadamları Derneği, Yenişehir Ziraat Odası, Yenişehir Esnaf Kefalet Kooperatifi, Atatürkçü Düşünce Derneği Yenişehir Şubesi yöneticileri ile Yenişehir'deki kanaat önderlerinin de katıldığı bir toplantı gerçekleştirdi.
 
Toplantılarda, yapılmak istenen tesis ile ilgili görüş alışverişinde bulunan heyet, bu süreci yürütmek üzere yaptığı çağrıya olumlu yanıt aldı. Ortaklaşan ve gelişen bu birliktelik ile Temmuz ayı içinde tüm Yenişehir halkının katılımının sağlanacağı büyük bir bilgilendirme toplantısı yapmaya hazırlanıyor.

Toplantılarda, bu tesislerin sadece Bursa'da ve Yenişehir'de değil, ülkemizin dört bir yanında yapılmaya çalışıldığını belirtti. Başbakanın açıkladığı yeni teşvik sisteminde tüm bölgelerde ortak olarak teşvik edilen tek tesisin Endüstriyel Atık Yakma tesisleri olduğunu, verimli verimsiz demeden tüm Anadolu topraklarına yapılacak bu tesislerin, Avrupa'nın kurtulmaya çalıştığı ve kendi ülkesinde yakmasının sosyal maliyetleri çok yüksek olan bu çöpleri ülkemize göndereceğini vurguladı. Eski ve kirletici olan bu teknolojilerin ülkemize AB Gümrük Birliği anlaşması hükümlerince girdiğini, kimya tesisleri ile başlayan bu sürecin termik santraller, çimento fabrikalarından sonra

şimdi de Endüstriyel -Tıbbi-Nükleer Atık Yakma tesislerine sıranın geldiğini ifade eden heyet, yıllık 2.5 milyon ton olan endüstriyel atıkların küçük bir kısmının Kocaeli'ndeki İZAYDAŞ adı verilen tesiste yakıldığını, bu çöplerin büyük kısmının kontrolsüz biçimde çimento fabrikalarında yakıldığını, 500 bin tona yakın bir atığını ise ne olduğunun bilinmediğini ifade etti.


Buna karşın çözümün atık yakma tesislerinde olmadığını, esas olanın endüstriyel süreçleri iyileştirmek ve atık miktarını azaltmaktan geçtiğini, çıkan atıkların ise bu iş için özel olarak yapılmış sıhhi endüstriyel atık depo tesislerinde usulüne uygun olarak depolanması olduğunu bir kez daha belirtti.


İster evsel ister endüstriyel olsun çöpleri yakmanın çok tehlikeli, insan sağlığı, su temizliği, toprak ve hava kalitesi açısından telafisi mümkün olmayan sonuçları olacağını belirten heyet, yakma sonucu ortaya çıkacak baca gazı emisyonları içinde DİOKSİN ve FURAN gibi atıklar olduğunu vurguladılar.

’Dioksin’’ veya ‘’dioksinler ve furanlar’’ terimleri genellikle 210 adet klorlu kirletici, poliklorlu dibenzo-p-dioksinler ve dibenzo furanlar’dan oluşan bir grubudur. En toksik klorlu organik bileşikler olarak kabul edilmektedirler ve KALICI ORGANİK KİRLETİCİ sınıfı olarak tariflenmektedirler. Aynı zamanda inatçı, kararlı yapıları nedeniyle doğada çok uzun süre boyunca kalırlar.


Dioksinler ve furanlar çevrede çok uzun süre kalıcı olmalarının yanında yağda çözünmektedirler. Bu nedenle insanların ve hayvanların vücutlarında birikerek çoğalırlar ve uzun yıllar boyunca kalırlar. Bugün tüm insanlar, her gün belli miktarda dioksin’e maruz kalmaktadır. Bu 210 adetin içinde en toksik olanı 2,3,7,8-tetraklorodibenzo-p-dioksin (2,3,7,8-TCDD) bu grubun toksikolojik modeli olarak kullanılmaktadır.


Uluslararası Kanser Araştırması Ajansı tarafından 1.Grup’ta (İnsanlarda kansere neden olduğu ispatlanmış) gösterilmektedir (IARC www.iarc.fr )(IARC 1997). ( monographs.iarc.fr/pdfnews/WG-100F.pdf2,3,7,8-TCDD’nin toksisitesi ile ilgili en geniş araştırmayı ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) yürütmüştür ve bu araştırmanın taslağını 1994 yılında yayınlamıştır (USEPA 1994a). Araştıma sonuçlarına göre, dioksin kanser yapmasının yanında, sinir, bağışıklık ve üreme sistemlerine (sperm sayısında azalma dahil) zarar verebilmekte, doğmamış bebeklerde bozuk oluşumlara, sakatlıklara sebep olabilmekte, endokrin sistemini bozabilmekte ve daha bir çok olumsuz etkiye neden olabilmektedir.


Hepsinden önemlisi, araştırmaya göre sıradan erkeklerin ve kadınların maruz kaldıkları seviyelerde dahi bazı daha hassas etkilerin ortaya çıkabileceği sonucuna varılmaktadır. 0,01 TEQ/kg vücud ağırlı/gün miktarının alınmasının, her bir milyon insanda bir ekstra kanser vakasına rastlanmasına neden olduğu belirtilmektedir. Bu miktar, ABD Çevre Koruma Ajansı’nın şu anda her insanın almakta olduğunu belirttiği sıradan seviye olan 3-6 pg TEQ/kg vücud ağırlığı/gün miktarından 300-600 kez daha azdır. İşte bu sebepten dolayı dioksin kirliliğinin her 1.000 ila 10.000 insanda bir kişide kansere neden olduğu düşünülmektedir(USEPA 1994a).


Daha yakın bir geçmişte Dünya Sağlık Örgütü (WHO) dioksin ve furan’a maruz kalmanın günlük kabul edilebilir seviyelerini yeniden değerlendirdi ve kabul edilebilir seviyenin 10pg/kg vücut ağırlığı/gün’den, 1-4 pg/kg vücut ağırlığı/gün seviyesine çekilmesini tavsiye etti. Aynı zamanda gelişmiş ülkelerde mevcut seviyenin (2-6 pg/kg vücut ağırlığı/gün) bu tavsiye edilenden daha yüksek olduğuda kabul edilerek, bütün çabaların bu seviyelerin en düşük düzeye çekilmesi yönünde olması gerektiği tavsiye edildi. Dioksinlerin sudaki çözünürlüğü son derece zayıf olduğu için sıvı atıkların içersinde ancak çok düşük konsantrasyonlarda bulunurlar.


Ancak PVC endüstrisinin bazı atıkları yüksek miktarlarda dioksin içermektedir. Greenpeace 1997 yılında Petkim’den almış olduğu bir numunenin dioksin analizini yaptı. Petkim atığındaki Dioksin analiz sonuçları Petkim’den alınan bu numune olağanüstü yüksek bir kirlilik içermekteydi. Örneğin, ABD Çevre Koruma Ajansı (USEPA 1994b) ABD ve Avrupa’daki topraklar ile ilgili verileri özetlemiştir. Buna göre ABD’de belirli bir sanayi kirliliğinin olmadığı bölgeden alınan toprak numunelerinin ortalama seviyesi 8ng/kg TEQ PCDD/F olarak bulundu. Avrupa için ise bu ortalama seviye 9 ng/kg TEQ idi. Bu, Petkim’den alınan numunenin kirlenmemiş topraktaki seviyeden 6-7 bin kat daha fazla dioksin ve furan içerdiği anlamına gelmektedir; gerçekten de çok tehlikeli bir atık olduğunu göstermektedir. Aliağa’da görülen dioksin kirliliği tipik bir şekilde diğer PVC fabrikalarında görülen değişik türde dioksinler ve furanların ‘’parmak izleri’’ nin hemen aynısına sahip (ör. ICI 1994, Wenning 1992) ve yüksek oranlarda klorlu dibenzofuranlar içermektedir.


Yapılacak tesisin yukarıda görüldüğü gibi çok tehlikeli ve ZEHİR saçacak bir tesis olduğunu ifade eden heyet, Yenişehir gibi Marmara Bölgesinin GAP'ı olarak adlandırılan, nüfusun %70'inin tarım ile yaşamını sürdürdüğü bölgede tesisin yapılmasının, tarım ürünlerine olan etkiler nedeniyle sonunun geleceğini, hayvan sütüne ve oradan da tüm ürünlere geçebilen bu zehirli atıkların bölgedeki kanatlı, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılığı da ortadan kaldıracağını, Yenişehir'lilerin tarımsal ve hayvansal ürünlerini kimsenin satın almak istemeyeceğinin altını çizdiler.

İbrahim Atalay

Daha geniş bilgi için tıklayınız.
http://www.dogader.org/index.php/bilgi/372-atiklar-yakildiginda-tehlike-daha-da-artar