Banner
Basından Seçtiklerimiz
Yeni GDO Yönetmeliği Yürürlüğe Girdi. GDO ile Mücadelemiz Sürüyor Print E-mail

Ülkemizin GDO'lu (Genetiği Değiştirilmiş) tohumlara ihtiyacı yok. Ancak GDO'lu ürünlerin ithal, yurt içi satış ve ihracına serbestlik tanıyan yönetmelik 26 Eylül 2010 tarihinden başlayarak yürürlüğe girdi. 

GDO'lar konusunda yapılan deneylerde, GDO'lu ürünlerle beslenen kobayların üreme sorunları başta olmak üzere pek çok geri dönüşsüz sağlık sorunları yarattığı biliniyor. İhtiyacımız olmayan GDO'lu ürünleri vatandaş olarak bizlere dayatan AKP Hükümeti, böylelikle ihanet yasalarından bir başkasına daha imza atmış oldu. Yeterli sayıda laboratuvarın olmaması yürürlüğe giren yönetmelik ile büyük karmaşaya neden olacağı yorumları yapılıyor.  

"GDO'ya Hayır Platformu" yeni gelişmelere yönelik düzenlediği eşgüdüm toplantılarının ilkini 24-25 Eylül 2010 tarihleri arasında Bursa'nın Misi (Gümüştepe) Köyünde gerçekleştirdi.  Toplantıya katılan DOĞADER ve diğer Platform bileşenleri, yeni gelişmelere karşı mücadeleyi çeşitlendirerek sürdürme kararlılığını sergilediler. Platform, yürürlüğe giren yönetmelik için hukuksal, eylemsel ve eğitsel etkinlikler düzenleyecek.  

GDO'ya Hayır Platformu, yeni GDO yönetmeliğine karşı girişeceği hukuksal mücadelenin yanında dünyanın en büyük GDO üreticisi olan Monsanto'ya karşı uluslararası mücadele günü olan 16 Ekim'de İstanbul'da eylemsel bir basın açıklaması düzenleyecek.

DOĞADER 

GDO'lu günler başladı

27 Eylül 2010 - "Genetik yapısı değiştirilmiştir" ya da "genetik yapısı değiştirilmiş üründen üretilmiştir"... Artık market raflarında bu ifadelerin yer aldığı ürünler göreceğiz.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25135145/ 

GDO'lu Yalanlar

Okumak için tıklayın.
http://dogader.org/index.php/bilgi/215-genetigi-degistirilmis-yalanlar 

 
Et Mağduruyuz! Print E-mail

Ette yüksek fiyatlar, bakterili etlerin satışa sunulması gibi konular olunca EBK-Et Balık Kurumu'nu düşünmeden edemiyor insan.

Bundan yirmi yıl kadar önce 1992'ye kadar et kesim ve dağıtımı veteriner denetiminde yalnızca EBK tarafından yapılırdı. 1980 darbesi aynı zamanda tarımı tasfiye edip kapitalizmi tüm kurumlarıyla yayma hamlesiydi. EBK ve TİGEM birer KİT'ti ve bu hamleden payını yeterince alacaktı.

1993'te EBK'nın Anonim Şirkete dönüştürülmesiyle başlayan ve et kombinalarının satışıyla tamamlanan özelleştirme süreci sonunda Türkiye'de hayvancılık ve et üretimindeki kalitesinde ciddi bir düşüş yaşadı. At, kanguru, deve kuşu etleri kaçak yollarla yurda sokulup pazarlandı. Hükumetin AB boyundurluğundaki politikaları sonucu düşen hayvancılık ve spekülatörlerin elindeki piyasa et fiyatlarını tırmandırdı. Yetersiz denetim ve et üretiminin %60 'nın gerçekleştirildiği merdiven altı üretim hastalıklı hayvanların kesilip satışa sunulmasına olanak tanındı. Günümüzde artık mezbahalar, kasap ve tüccarların sultalığına terk edilmiş durumdadır. Mezbahalardaki veterinerler figüran durumdadır.

Öyle bir süreç yaşıyoruz ki, AB ve ABD destekli politikaların uygulanması sonucu ortaya çıkan sorunlar büyüyüp taşma noktasına gelmeden bu konular gündeme taşınmıyor. Bu sorunların mağduru her zaman sıradan vatanadaş oluyor. EBK özelleştirme gerekçelerine bakıldığında öngörülerin hiçbirinin gerçekleşmediği tersine tüketicinin hem ekonomik hem de sağlık açısından mağdur duruma taşındığı görülmektedir. 

DOĞADER

Virüslü etler, Çocuklar İçin Ölümcül

27 Eylül 2010 - "Et uzmanı" Prof. Dr. Bülent Nazlı'dan şok uyarı.. Türkiye’de et sanayiinde büyük problem var. Durum öyle berbat ki... Hijyen açısından entegre olmuş sadece birkaç firma var. Gidin bakın, onlarda da ne doğru dürüst bir eğitim var, ne de o firmaların patronlarında hijyene bir saygı var. 

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.habershow.com/v4/10202-viruslu-etler-cocuklar-icin-olumcul 

Alırken, saklarken, pişirirken dikkat!

Etteki salmonella ve listeria gibi bakteriler hastalıklara ve ölüme yol açıyor. Alırken et kesim yerlerinde veteriner kontrolünün olup olmadığını öğrenin, etiket okuyun. Saklarken eve hızla ulaştırın, küçük porsiyonlar halinde buzluğa atın ve iyi pişirin ama kömürleşmemesine özen gösterin.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25133445/

Et Balık Kurumu Tarihçe ve Genel Bilgiler

Okumak için tıklayın.
http://www.ebk.gov.tr/sayfa1.asp?id=600 

Read more...
 
Adıyaman Üniversitesi 14 kişilik güneş enerjili minibüs üretti. Print E-mail

Ülkemizin ilk güneş enerjili evinin yapımına öncülük eden Diyarbakır'dan sonra şimdi de Adıyaman dünyanın ilk resmi plakalı, kullanıma hazır güneş enerjili otomobilini üretme başarısını gösterdi.

Adıyaman Üniversitesi Teknoloji Fakültesi'ne tasarlanarak üretilen otomobil, dışardan ek bir yakıta gerek duymadan 50 km hız yapabiliyor. Adıyaman gibi düz araziye sahip yerleşim yerleri için tasarlanan 5 kişik otomobil ve 14 kişilik minibüs tipindeki iki farklı türdeki araçlarla sıfır yakıt maliyetiyle bireysel ve toplu ulaşım yapılabilecek. Seri üretime geçilirse araç başına maliyetin 5-6 bin lira olacağı hesaplanıyor.

Üniversite Rektörü Prof. Dr. Mustafa GÜNDÜZ, "Emisyonu yani egzoz gazından ortama vermiş oldukları zehirli gazların oranı sıfırdır. Çünkü emisyonu yoktur. Egzoz gazları da yoktur. Yokuş aşağı hareketlerde diğer normal araçlar gibi yakıt tüketmezler. Kullanmış olduğumuz elektrik motorlarının özelliği gereği elektrik motoru, jeneratör gibi çalışarak aynı zamanda elektrik üretmektedir ve bataryaları şarj etmektedir. Yine kırmızı ışıklarda rölanti devrinde çalışma gibi bir özelliği yoktur. Kırmızı ışıkta beklemelerde tamamen devre sıfır olmaktadır. Araçlarımız bu özelikleri ile çevreye zarar vermemektedir.” dedi.

DOĞADER olarak bu haberi heyecanla karşıladık. Diyarbakır Üniversitesini ve emeği geçenleri kutluyoruz. Otomobil endüstrisinin "sıfır emisyon" aldatmasıyla elektrik motorlu arabalara geçmeye hazırlandığı şu günlerde aslında teknolojinin çok daha ilerde olduğu gerçeğiyle karşılaşıyoruz.

Son teknolojiyi daha sonra sunmak için kendine yedekleyen kapitalist üretim anlayışı ve yaşam biçiminin yaşadığımız çevresel sorunlarının kaynağı olduğu, güneş enerjili otomobil örneğinde de gözler önüne serilmiştir. Elektrik motorlu araçlar, eğer elektriği dışardan sağlıyorsa bunun sıfır emisyonla hiç bir ilgisi yoktur. Çünkü, dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de elektrik çoğulukla kömür, doğalgaz gibi fosil enerji kaynakları yakılmasıyla yüksek düzeyli emisyonla üretilmektedir. 

Üzerindeki solar panellerle güneş enerjisini elektrik enerjisine çevirip kullanan ve gece kullanım için depolayan otomobil teknolojilerinin hızla gelişip yaygınlaşması, egsozdan çıkan karbondioksit ve kurşun gibi diğer diğer çevresel kirletici etkenleri de sıfır noktasına taşıyacaktır. 

DOĞADER

Türkiye’nin İlk Resmi Güneş Enerjili Araçları Üretildi

15 Eylül 2010 - Adıyaman Üniversitesi Teknoloji Fakültesi tarafından tasarlanarak üretilen Türkiye’nin ilk resmi güneş enerjili prototip araçlarının tanıtımı yapıldı.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.adiyaman.edu.tr/gunluk/?p=6451

 
Dersim Ormanları Yakılıyor, Söndürülmüyor! Print E-mail

Yöre halkı tarafından Dersim olarak bilinen Tunceli'de askeri operasyonlar sırasında atılan bombalarla başlayan orman yangınları katliam boyutuna ulaştı. En küçük orman yangınını kendine konu eden ulusal medya organları konu Dersim'deki ormanlar olunca suskun kalıyor. Bölgede çevresel çalışmalar yürüten Munzur'u Koruma Kurulu, Dersim'deki ormanların terörle mücadele nedeniyle devlet eliyle bilinçli olarak yakıldığını bu konuda ellerinde görüntü kayıtlarının bulunduğunu haber veriyor. Geçmiş yıllarda da benzer yangınların yaşandığı Dersim'de halk yangınlara karşı tepkili. Yöre halkının yangınları söndürme çabası yetkili makamlarca operasyon olduğu gerekçesiyle engelleniyor. 

Bilindiği gibi seller ve kuraklıkla her geçen yıl etkisini daha da hissettiren küresel ısınmaya karşı ormanlar büyük önem taşıyor. Havadaki karbondioksidi emerek birer karbon yutağı görevini gören ormanlar gün geçtikçe azalıyor. Türkiye iklim değişiminden en çok etkilenecek ülkeler arasında yer almasına rağmen ülkemizde ormanlara gereken önem ve değer verilmiyor. Dersim'de örneğinde olduğu gibi terörle mücadele gerekçe gösterilerek ormanlar yakılıyor. Yanan ormanlara müdahale edilmiyor. Halkın söndürme çabası engelleniyor.  

Ormanı yakmak suçtur. Geçmiş yıllarda da devlet eliyle bölgede orman yangınları çıkartıldığı konusunda çıkan söylentilere karşı hiçbir araştırma yapılmadı. Kamu vicdanı rahatlatılmadı. Bu bir yana yangınlara ilgili devlet kurumlarının müdahale ederek söndürme çalışmalarına girmemiş olaması suçu ikiye katlamaktadır. Orman yangınlarına izleyici kalınamaz. Her ne gerekçeyle olursa olsun orman yakanlar cezalandırılmalı, gereken müdahaleyi yapmayanlar hakkında soruşturma açılmalıdır.

 

DOĞADER

‘Asker yakıyor’ iddiası

12 Ağustos 2010 - Dersim'de on binlerce hektar ormanlık alan haftalardır cayır cayır yanıyor.  Yetkililere seslenen Hozat Belediye Başkanı Konak,“Bir an önce bu vahşete son verin" dedi.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1281611893&year=2010&month=08&day=12

Tunceli'nin Ormanları Cayır Cayır Yanıyor

16.09.2007 - Ormanların üç helikopter tarafından ateşe verilmesi ise saniye saniye görüntülendi. 

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.pen.org.tr/tr/node/612 

 
GDO'lar genlerimize işliyor Print E-mail

GDO-Genetiği Değiştirilmiş gıdaların mecliste AKP'nin oylarıyla ülkemize girişini yasallaştıran son yasal düzenlemelerden sonra kurulan "sözde bilimsel komite" yaptığı beş toplantıda toplam 32 GDO'lu ürünün ithal edilerek tüketilmesini kullanılmasını onayladı.

GDO'lar konusundaki bilimsel araştırmaların çoğu GDO'yu üreten şirketlerin gizli/görünür desteğiyle yürütülerek yanıltıcı sonuçlar üretilmesine ve "sağlığa zararlı olduğu belirlenememiştir" yalanını sürdürülmesine hizmet etmesine rağmen çok az sayıda yapılan bağımsız bilimsel araştırmalar kuşkulanan gerçekleri çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Bu araştırmalardan sonuncusu,2010 Nisan'ında İtalya'da sonuçlandırıldı. Keçi sütünde genetiği değiştirilmiş soya genleri bulunduğu konusundaki raporlar üzerine başlatılan araştırmada, GDO'lu soya ile beslenen keçiler elde edilen sütlerde GDO'lu genlerin olduğu görüldü. Bu sütlerle beslenen çocuklarda GDO parçacıkları bulundu.

GDO'lu yemlerle beslenen hayvanlrın sütü ile beslenen çocuklardaki bu GDO'lu parçacıkların, çocukların genentik yapılarını bozarak sonu gelmez sağlık sorunlarına, genetik bozukluklara neden olma olasılığı yüksek bir gerçek olarak ortada durmaktadır. Ülkemizin ihtiyacı olamayan bu GDO'lu tohumları bizlere layık görerek yasallaştıranlara, GDO'lu ürünlerin sağlığımızı etkilemeyeceğini varsayarak ülkemize girişine izin veren sözde bilimsel komiteye ithaf olunur.

DOĞADER

GDO'lar genlerimize işler mi?

24 Ağustos 2010 - Genetiği değiştirilmiş soyadaki DNA dizilimini keçi sütlerinde de bulundu. Bu keçilerin sütünden beslenen çocuklarda da  GDO’lu DNA parçacıklarının izlerine rastlandı.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25125562/

GDO üretim yöntemi
http://cm.ntvmsnbc.com/dl/GDO/sema.html

 
Dünyadan Küresel Isınma Manzaraları Print E-mail

2010 yılı yaz mevsimini yaşadığımız şu günlerde ülkemizde ve dünyada küresel iklim değişiminin etkilerini çok daha derinden hissediyoruz.

Küresel ısınma olarakta bilinen iklim değişimi kabaca yeryüzündeki yağış dengesinin bozulması olarak açıklanıyor. Bozulan denge yağışın yeryüzüne dengeli dağılımını engelliyor. Bazı yerler aşırı yağış alırken bazı yerler kuraklıktan kıvranıyor. Aşırı tüketimin bir sonucu olarak ortaya çıkan iklim değişimi etkisini gittikçe artan oranda hissettiriyor.

Alt satırlarda basın organlarımızdan derlediğimiz haberlerde, 2010 yılının Ağustos ayının ilk 10 günü içinde dünyada yaşanan felaketler özetlenmiştir. Felaketlerin sayısı ve sıklığı gün geçtikçe artmaktadır.

Dünyanın birbirinden uzak noktalarında yaşanan bu felaketler yalnızca 10 gün içinde gerçekleşti. KÜRESEL ISINMA gerçeğini bir kez daha gözler önüne seren bu felaketler, önlem alınmazsa geleceğimizin hiç te parlak olmadığını göstermektedir.

Dünya hükümetleri fosil yakıt kullanan enerji santrallerini yenilenebilir enerji santrallerine dönüştürmediği sürece ve bizler birey olarak aşırı tüketimimize engel olmadığımız sürece bu felaketler artarak süreceğini kabul etmemiz gerekiyor. 

Ülkemizde 2010 yılı Haziran ayı sonuna kadar süren aşırı yağışların yarattığı sel ve toprak kaymaları büyük maddi kayıplara neden oldu. Aşırı yağış ve sellerden tarım alanları büyük zarar gördü. Ardından bastıran sıcaklar,  havadaki nemi görülmemiş düzeyde arttırdı. 30-35 derece sıcaklıkta 40 derece hissedilmesine neden olan havadaki nem, termometrenin 40 derecelere yaklaştığı şu günlerde sıcaklığı daha da dayanılmaz hale getiriyor. Meteoroloji uzmanları, aşırı sıcaklık ve nemin Ağustos ayına sonuna kadar süreceğini ardından ülkemizin yoğun yağış ve sellere teslim olacağı uyarısı yapıyorlar.

Vatikan büyüklüğünde 260 metrekarelik dev bir buzul Grönland'tan koptu. Dünya her geçen yıl bir önceki yıla göre daha sıcak bir yıl geçiriyor. 2010'da da bu durum değişmedi. Kömür, petrol türevleri ve doğalgaz gibi fosil yakıtların enerji amaçlı yakılmasıyla atmosferde biriken karbondioksit dünyamızı bir battaniye gibi sarıyor. Artan sıcaklık dünyada buzullların hızla erimesine ve diğer felaketlere neden oluyor.

Rusya son 130 yılın en sıcak yazını yaşıyor. Mevsim normallerine göre 24 derece olması gereken Moskova, 40 derece sıcaklarla boğuşuyor. Rusya’da aşırı sıcaklar neden olduğu orman yangınları Haziran ayından bu yana söndürülemiyor. 174 bin hektarlık alanda 769 ayrı noktada çıkan orman yangınları 53 kişinin ölmesine, 2000’den fazla evin kül olmasına neden oldu. Bataklıklardaki torf-turba yangını ile orman yangınlarının da etkisiyle Moskova haftalardır boğucu duman altında kaldı. Türkiye’de geçmişte çıkan bazı turba yangınlarının yıllarca söndürülemediği biliniyor. Yangınlar Moskova’daki normal günlük ölüm oranını %50 arttırdı. Ülkeyi asıl endişelendiren alevlerin nükleer tesisleri ve nükleer atık depolama alanların içine almış olması. Bu durum, nükleer santrallerin ne kadar büyük insanlık ayıbı ve çevre sorunu yarattığının önemli bir göstergesidir.

Pakistan 15 gündür sellerle boğuşuyor. 1600’den fazla kişinin ölümüne neden olan seller Pakistan ekonomisinin can damarı Pencap Ovasını vurdu.  Son 80 yılın en büyük sel felaketini yaşayan Pakistan’da sellerden 6 milyon kişinin etkilendiği tahmin ediliyor. BM yetkilisi; “Buradaki felaket tsunamiden, 2005 Pakistan depreminden ve Haiti depreminden daha büyük” olarak nitelendirdi.

Çin 2009 yılından bu yana aralıksız süren kuraklığın pençesinde yaşam savaşı veriyordu. 20 milyondan fazla Çinlinin içme suyu sıkıntısı çekmesine neden olan kuraklıktan 6 milyon 450 bin hektar tarım arazisi zarar gördü. Çin yetkilileri bu yıl sellerden 116 bin evin yıkıldığını, 20 milyon kişinin olumsuz etkilendiğini ve yaklaşık 1500 kişinin öldüğünü, 700 kişinin de kayıp olduğunu, toplam 40 milyon ABD doları zarar oluştuğunu açıklamışlardı. Bu açıklamaların ardından 2010 Ağustos ayından itibaren Çin’in batısında yaşanan sel ve toprak kaymalarından 110 kişinin öldüğü yüzlerce kişinin kayıp olduğu açıklandı. Couçü ilçesi, 5 metre yükseklikte çamur tabakasıyla kaplandı. Çin’i şimdi de Dianmu Tayfunu'nun vurması bekleniyor.

Hindistan'ın Cammu Keşmir eyaletinin dağlık Ladeh bölgesinde 6 Ağustos'ta bastıran kuvvetli yağmurun yol açtığı sel nedeniyle 130 kişi öldü, yaklaşık 400 kişi kayıp.

Ağustos ayının ilk haftasında yaşanan seller Almanya, Litvanya ve Çek Cumhuriyeti'nde barajları yıktı. Askeri birlikler ve kurtarma ekipleri bot ve helikopterlerle mahsur kalanları kurtarmaya çalışıyor. Mevsim normallerine göre 1.70 metre olması gereken Neiße nehrindeki su düzeyi 7,70 metre olarak ölçüldü. Yüzlerce kişi tahliye edildi. 11 kişi öldü. Yıkılan köprüler, trafiği etkileyerek kurtarma çalışmalarını zorlaştırdığı bildirildi. Elektrik, su ve gazı kesilen evlere yardım ise çok büyük güçlükle sağlanabiliyor.

DOĞADER

Sel geliyor!

10 Ağustos 2010 - Pakistan’da bin 600, Doğu Avrupa’da ise 14 kişinin hayatını kaybetmesine sebep olan aşırı yağışlar ve sel felaketinin ay sonunda Türkiye’ye de gelmesi bekleniyor.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.haberturk.com/yasam/haber/540700-sel-geliyor

Felaketler tesadüf mü?

12 Ağustos 2010 - Kuzey Kutbu'ndan kopan dev buzul, Rusya'yı kavuran yaz, Pakistan'a on yılların felaketini yaşatan sel, bütün bu afetlerin arka arkaya gelmesi tesadüf mü? Felaketleri "Küresel ısınmaya" bağlamakta genelde çekimser davranan uzmanlar, bu kez daha net konuşuyor. "Küresel ısınmanın böyle sonuçları olur, demiştik, dediğimiz gibi de oldu" diyor.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.cnnturk.com/2010/bilim.teknoloji/kuresel.%C4%B1sinma/08/12/felaketler.tesaduf.mu/586516.0/

Buzdan yeni bir ülke!

8 Ağustos 2010 - Kutup'ta Vatikan, Liechtenstein ve Maldivler gibi ülkelerden büyük kütle oluştu.

Haberi okumak için tıklayın.
http://haber.gazetevatan.com/buzdan-yeni-bir-ulke/321943/30/Dunya

Rusya'da görüş uzaklığı 50 metreye düştü

10 Ağustos 2010 - Son 130 yılın en aşırı sıcaklarının görüldüğü Rusya'da, bir türlü söndürülemeyen orman yangınları nedeniyle yayılan dumanın etkisiyle Moskova'da görüş uzaklığı 50 metreye kadar düştü.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.cnnturk.com/2010/dunya/08/10/rusyada.gorus.uzakligi.50.metreye.dustu/586202.0/

Rusya’da alevler radyoaktif bölgeye sıçradı

11 Ağustos 2010 - Önlenemeyen orman yangınları, 1986 yılındaki Çernobil nükleer faciasından etkilenen Bryansk bölgesine de sıçradı. Radyoaktif maddelerin dumanla gökyüzüne yayılmasından endişe ediliyor. Moskova'da yaşayanlar perişan.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.dw-world.de/dw/article/0,,5890213,00.html

Rusya'da Nükleer Endişe

10 Ağustos 2010 - Orman yangınlarının sürdüğü Rusya'da, alevlerin nükleer tesis ve radyoaktif madde bulunan yerlere ulaşması olasılığı endişelere yol açıyor. Rusya'daki orman yangınları, pek çok kentte Rus halkının hayatını adeta bir kâbusa çevirdi.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.haberler.com/rusya-da-nukleer-endise-2187112-haberi/

Çin'de selden, 116 bin ev yıkıldı

11 Ağustos 2010 - Couçü'de 5 kilometre uzunluğundaki ve 300 metre genişliğindeki bir alanı 5 metre derinliğinde 2 milyon metreküp çamur ve kaya ile dolduran toprak kaymalarında 6 katlı bir bina ortadan ayrıldı.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.haberturk.com/dunya/haber/541058-cinde-selden-116-bin-ev-yikildi

Doğanın ölümü

10 Ağustos 2010 - Çin'den kuraklık görüntüleri

Fotoğrafları görüntülemek için tıklayın.
http://www.internethaber.com/doganin-olumu-foto-galerisi-6408.htm

El Cezire: Pakistan ve Çin’de can kaybı artıyor

10 Ağustos 2010 - Pakistan’ın Swat Vadisi’nde yaşanan toprak kaymaları, son yüzyılın neredeyse en büyük felaketinden etkilenen 15 milyon kişiye yönelik kurtarma çalışmalarına büyük darbe vurdu.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.hurriyet.com.tr/planet/15521433.asp?gid=286

Orta Avrupa'da sel 15 can aldı

9 Ağustos 2010 - Orta Avrupa ülkelerinde şiddetli yağış en az 15 kişinin ölümüne yol açtı, binlerce kişi evlerini terk etti.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.hurriyet.com.tr/dunya/15516021.asp?gid=373

 
GDO'lu Ürünler Serbest, İnsanlar Esir Print E-mail
"Petrolü kontrol ederseniz ülkeleri yönetirsiniz,
gıdayı kontrol ederseniz insanları yönetirsiniz"

Henry Kissinger
 

Küresel kapitalizmin gizli efendilerinden olan bir zamanlar ABD Dışişleri Bakanlığı da yapmış, 3. dünya ülkeleri ve Türkiye'deki askeri ve sivil darbe koşullarının hazırlayıcısı ve planlayıcısı olarak bilinen Henry Kissinger, insanı denetim altına alma yolunu çok önceleri çizmişti. 

GDO-Genetiği Değiştirilmiş Organizma olarak adlandırılan ucube tohumlar, küresel kapitalizmin insanı denetim altına alma amacına hizmet etmesi için geliştirildi.

GDO'lu kısır tohumlara ülkemizin ihtiyacı yoktu. SAĞLIK ve CİNSEL İŞLEV BOZUKLUKLARI da yaptığı deneylerle kanıtlanan GDO'lu gıdalar, AKP Hükümeti'nin son iki yılda çıkartığı yasa ve yönetmeliklerle yasalaştırıldı. Bu amaçla GDO'ları denetlemek için sözde bilimsel bir komite oluşturuldu. 

Sözde Bilimsel Komite, kurulduğu günden 31 Temmuz 2010'a kadar yaptığı 4 toplantıda toplam 25 GDO'lu ürünün ithalatı ve gıda üretiminde kullanılmasına izin verdi. Oysa ki Bakanlık, Ekim 2009'da çıkarttığı ilgili yönetmelik için "GDO'lu gıdaların ülkemize girişine engel olacağı" şeklinde kendini savunuyordu.

GDO'lu gıdaların ülkemize girişine izin veren Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na bağlı SÖZDE BİLİMSEL KOMİTE, bu ülke insanının geleceğini ve gıda egemenliğini ulus ötesi şirketlerin tekelinde terk etmiştir.

Bu ülkenin GDO'lu kısır tohumlara ve GDO'lu tohumlarla üretilmiş gıdalara gereksinimi yoktur. Bu konu uluslararası kapitalizmin bir oyunudur. Halklarımız önceden planlanan bu oyunun figüranı durumuna düşüren bu uygulamaları yaratanları kınıyoruz. 

DOĞADER

GDO'lu 25 ürün Türkiye'de

30 Temmuz 2010 - Daha önce sadece GDO’lu mısır ve soyaya izin veren Bilimsel Komite, aldığı son kararla GDO’lu şekerpancarı, maya, patates, pamuk, bakteri biyokütlesi ve kolzanın da ithalatına izin verdi.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.hurriyet.com.tr/yasasinhayat/15452264.asp

GDO'lar konusunda Ropörtaj için tıklayın. (Video)
http://video.ntvmsnbc.com/modern-cag-hastaliklari.html#gdolu-16-urune-vize-1.html

GDO'lar la ilgili diğer ilgi çekici bilgiler

Bill Gates, Rockefeller ve GDO devleri bizim bilmediğimiz bir şeyler biliyorlar.
http://www.dogader.org/index.php/bilgi/335-tohumu-kontrol-eden-insanlari-da-kontrol-eder

GDO’lu Yalanlar
http://www.dogader.org/index.php/bilgi/215-genetigi-degistirilmis-yalanlar

 
«StartPrev12345678910NextEnd»

Page 7 of 20