Banner
Türkiye'nin Yarısı Maden Şirketlerine Devredildi! Print E-mail

maden_doga

Sayfalar dolusu ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) raporları hazırladılar. Çevreye, insana, doğaya hiç bir zarar gelmeyeceğini yazdılar. Yalandı, söyledikleri. Çevreciler, "binlerce ağaç keserek çıkardığınız madenini en zehirli madde olan siyanürle işliyorsunuz, bunun mutlaka bir zarar olacaktır." dediler. Dinlemedi şirket. Dinlemedi, yöneticiler. Dinlemedi, Belediye. Dinlemedi Hükümet. On binlerce maden arama izni daha verdiler.

2004 değişti Maden Kanunu. 1923'ten 2004'e kadar geçen 81 yılda 1.500 maden ruhsatı verilmişti. 2004 yılından günümüze kadar geçen 9 yılda ise maden ruhsatı sayısı 45.000'e ulaştı. Maden arama ruhsatı sayısısındaki 3.000 kat artışın Türkiye yüzölçümünün yarısıdan fazla alana karşılık geldiği hesaplanıyor.

Bunun anlamı şudur. Türkiyenin yarısı, maden şirketlerine devredilmiştir. Devredilen bu alanların üzerinde orman olsun, dere olsun farketmez. Değiştirilen Maden Kanunu, koruma altındaki ormanlar ve sulak alanlarda maden aramalarına izin vermişti.

Daha önce yaşnan onlarca benzer olay gibi Kazdağları'ndaki Karaköy ile birlikte 25 köyün içme suyu olarak ta kullanılan dereye siyanürlü atıklar karıştı. Köylüler çaresiz.

Mutlaka birgün olacaktı. O şirket maden çıkartma işini tamamlayıp oradan gitse bile, köylüler zehirli atık dolu madenle çok uzun yıllar boyu başbaşa kalcaklar. Sel ve deprem riski ile boşalacak atıklar, köylülerin yaşam alanlarını tümüyle yok edebilir.

Köy muhtarı, "Hiç bir zararı olmayacak" diye buraya kurdular diyor. Binlerce ÇED dosyası aynı yalan söyleniyor. Vatandaşı bir damla suya muhtaç bırakcak politikaları benimseyenler, bu sıkıntıları görmezden gelip yaptıkları göz boyayıcı işlerle öğünüyorlar.

Halkın mahkemeler aracılığıyla kanunları kullanarak yapılacak talanı durdurma çabalarına karşı, yeni kanunlar, yasa değişiklikleri ile dava açma nedenlerini ortadan kaldıran iktidar partisi AKP, yaşam alanlarını yok eden bu talanın hesabını mutlaka vermelidir.

Tüm zorluklara karşı yılmadan yaşam alanlarını koruma mücadelesi yürüten DOĞADER gibi dernek ve yerel oluşumlar, ikinci bir kurtuluş savaşı veriyorlar. Vatan dedikleri yüzyıllardır üzerinde yaşadıkları toprakları düşmena, hayına vermemek için daha yüzyıllarca bu topraklarda yaşamak için veriliyor bu mücadele. Bu mücadele herkese açık. Herkes mücadelede kendine bir yer bulabilir.

DOĞADER

Köy suyuna 'altın' karıştı
1 Nisan 2013 - Kaz Dağları’nda altın arayan bir maden şirketinin sondaj borularından sızan atıkların içme suyuna karıştığı iddiası köylüleri tedirgin etti. Suç duyurusu üzerine dereden numuneler alındı.

Kazdağları ölüyor
5 Eylül 2012 - Kazdağları’nda yenileri açılan maden ocakları bölgenin kabusu oldu. Bayramiç'e bağlı Muratlar, Karaköy ve Kuşçayır köylerinde altın ve gümüş madeni aranırken 11 maden ocağı için daha başvuruda bulunuldu.