Banner
Basın Açıklamaları
Bir İhanet Yasası Daha "Biyogüvenlik Yasası" Print E-mail

DOĞADER'in de üyesi olduğu ve etkin katılım sağladığı "GDO'ya Hayır Platformu", 27 Haziran 2009 günü Ankara'da düzenlenen toplantısında, çıkarılması düşünülen Biyogüvenlik Yasasına karşı aşağıdaki açıklamayı yaptı.

DOĞADER, ihanet yasalarına yeni bir örneğini oluşturacak Biyogüvenlik Yasası, adına yakışır niteliğe getirilene kadar mücadelesini sürdürmeye kararlıdır.

DOĞADER

Sağlıklı Bir Toplum, Çiftçiliğin Devamı ve Bağımsız Tarım İçin

TÜRKİYE‘DE GDO‘LU ÜRETİME ve TÜKETİME HAYIR!

28 Haziran 2009

Tüm dünyada ilk kez 1994 yılında ticari olarak piyasaya sürülen GDO‘lu ürünler, 1998 yılından bu yana, hiçbir denetime tabii tutulmadan Türkiye‘ye giriyor.

Özellikle yılda iki milyon ton düzeyinde dışalıma konu olan GDO‘lu mısır ve soyadan üretilen işlenmiş ürünler, 800‘den fazla çeşitle tüketici sofrasına ulaşıyor. Hiçbir etiketleme yapılmadan satışa sunulan bu ürünler, halk sağlığını ciddi biçimde tehdit ediyor.  

Tüketicinin bilgilenme hakkını ihlal eden ve halk sağlığını hiçe sayan bu durum, 10 yılı aşkın süredir tüm çarpıklığı ile sürerken, bu kez Ulusal Biyogüvenlik Kanun Tasarısı Taslağı‘nın Bakanlar Kurulu‘nda olduğu ve TBMM‘ne sevkedilmek üzere imzaya açıldığı bilgisi basına yansıdı. Hükümet sözcüsü, konuyla ilgili konuşmasında, zaten ithalatı serbest olan ve tüketilen bu ürünlerin Türkiye‘de ekimine de serbestlik getirileceğini ifade etti. Anlaşılıyor ki, şimdi sıra, GDO‘lu tohumları Türkiye‘nin temiz topraklarına ekmeye geldi...

Kamuoyundan bir sır gibi saklanan Tasarı Taslağı yasalaştığında, ortaya çıkacak durum şöyle özetlenebilir; 

  1. GDO‘ların üretimi ve tüketimine izin verilecek
  2. Bu ürünlerin risk değerlendirmesi şirketlerin kontrolünde olacak
  3. GDO‘lu ürünlerden zarar gören çiftçiler ve tüketiciler zararlarını ispat
Read more...
 
Biyogüvenlik Yasası, güvenliğimizi yok edecek Print E-mail

DOĞADER'in de üyesi olduğu GDO'ya Hayır Platformu, Biyogüvenlik Yasası adı altında genetiği değiştirilmiş gıdaların ülkemizde dolaşımına ve kullanılmasına serbestlik getirecek tasarıya karşı çalışmalar yürütüyor. Gıdamızı ve geleceğimizi boyundurluk altına alacak bu gelişmeye karşı herkesi mücadeleye çağırıyoruz.

DOĞADER

— BASINA ÇAĞRI —

Çocuklarımıza Sağlıklı Bir Gelecek İçin

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ÜRÜNLERE HAYIR!

27 Haziran 2009

Türkiye’ye 1998 yılından bu yana, her yıl, milyonlarca ton genetiği değiştirilmiş mısır, soya ve pamuk giriyor. Bunların işlenmesiyle oluşturulan 700’den fazla gıda maddesi, tüketici sofrasına ulaşıyor. Bebeklerimiz, çocuklarımız, yetişkinler; kısacası tüm toplum, kaçınılmaz bir biçimde genetiği değiştirilmiş hammaddelerden üretilen gıda ürünlerini tüketme durumunda bırakılıyor.  


Kimi çevreler bu kirli ticaretten büyük rantlar elde ederken, şimdi sıra genetiği değiştirilmiş tohumları ülkemiz topraklarına ekmeye geldi.  


Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) içeren ürünlerin ekimine, ithaline ve tüketilmesine düzenleme

Read more...
 
Bir davamız daha başarıyla sonuçlandı Print E-mail

25 Haziran 2009

Basına ve Kamuoyuna;

Davamızda Haklıyız, Yine Kazandık...

Eşsiz doğa güzellikleriyle dolu Fadıllı Köyü, taş ocağı rezaletinden kurtuldu. DOĞADER ve ZMO Bursa olarak davacı olduğumuz İSOMER taş ocağı izin belgesini mahkeme iptal etti. 

Bursa İli Nilüfer İlçesi Fadıllı Köyü Yeşildere mevkiinde 2.derece arkeolojik sit ve 2.derece doğal sit alanı üzerinde çalışmak üzere T.C. Enerji Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından ISOMER Madencilik Ltd. Şti. adına 14.07.2006 tarih ve 2006/7023 ruhsat numarası ile verilen mermer arama ruhsatının iptali istemiyle Bursa 3. İdare Mahkemesi'ne açılan dava sonuçlanmıştır. Dava, aynı zamanda DOĞADER üyesi de olan Av. Ayşe Batumlu tarafından yürütülmüştür. Arkadaşımızı başarısından dolayı kutluyoruz.

Bursa 3. İdare Mahkemesi, 2007/294 Esas No. 2009/466 karar no ile söz konusu şirketin "faaliyet izin belgesi"nin iptaline karar vermiştir.  ISOMER Ltd.Şti'ne, Mermer Üretimi İşletmeciliği faaliyeti için Sulakalanların Korunması Yönetmeliği'nin 21/b maddesi kapsamında T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından verilen 23.11.2006 tarih ve 2006/45 sayılı EK-2 Faaliyet İzin Belgesini iptal edilmiştir.

Mahkeme kararına esas olan gerekçe söz konusu alanın Ulusal Sulakalan Komisyonu tarafından 14.10.2003 tarihinde onaylanarak yürürlüğe giren "Uluabat Gölü Sulakalan Koruma Bölgesi Haritası" olmuştur. Ayrıca mahkeme karar verirken, Uluabat Gölü'nün yapılacak çalışma sonunda kirleneceği yönündeki bilirkişi kararına uymuş, tampon alan içinde yer alan bitki dokusunun yok olacağı ve ekolojik dengenin bozulacağı yönündeki görüşlerini haklı bulmuş, dava konusu faaliyet sonucu ortaya çıkacak görüntünün estetik açıdan Uluabat Gölü Sulakalan Yönetim Planı 5. faaliyet hedefine de aykırı olduğunu belirlemiştir. Fadıllı Köyü halkının da karşı çıktığı, 50 kadar sertifikalı köylünün kara incir, zeytin üretimi yaptığı bölgede mermer ocağı açılması engellenmiştir.

Dava açıldıktan sonra beklediğimiz yürütmeyi durdurma kararının zamanında gelmemesi, az da olsa doğal alanın yıkımına neden olmuştu. Davalı İSOMER şirketi, kanun gereği bu yıkımı düzeltecek çalışmayı yapması gerekiyor. Biz DOĞADER olarak, doğal güzelliğin yeniden kazandırmak için yetkili makamlar düzeyinde gerekli girişimde bulunacağız.

DOĞADER
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği

Mahkeme Kararını okumak için "Devamını oku"ya tıklayınız.

Read more...
 
DOĞADER Dünya Çevre Günü Bildirisi - 5 Haziran 2009 Print E-mail

5 Haziran 2009

DOĞADER Dünya Çevre Günü Bildirisi

(Türkiye’nin Çevre Raporu)

Anayasamızın 56. maddesi:

Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

 

Anayasamıza göre çevre sağlığını korumak ve kirliliği önlemek, devletin birincil görevi olduğu halde;

son 5-6 yılda değiştirilen ve yeni çıkartılan kanunlar, çevreyi ve doğayı korumak bir yana yaşam alanlarını tümüyle yıkıma sürükleyerek geleceğimizi tehdit eder boyuta getirilmiştir.

DOĞADER’in hazırladığı elinizdeki raporu incelediğinizde, bu kanunların hiç birinin bizler için düzenlenmediği fark edeceksiniz.

Bu kanunlar, bizlerin yani halkın kanunları değildir.

Bu kanunlar, doymak bilmez sermayenin, var olmak için herşeyi yok etmeye hazır kapitalizmin, azgınlaşmış piyasaların kanunlarıdır. Ulusal ve ulus ötesi sermayenin işbirliğiyle onların talepleri doğrultusunda hazırlanmış ve yasalaştırılmıştır.

DOĞADER mücadelesini, üyelerinin etkin katılımı ile oluşan paylaşımcı yürütme ilkesiyle, doğa ve çevreye yönelik saldırılara karşı yürütmektedir.  Egemen politikaların, yaşam alanları üzerindeki baskı ve zorbalığını ortadan kaldırıp, doğa ile uyumlu eşit ve paylaşımcı bir gelecek için mücadele ediyoruz.

Bize katılın…                             0224.222 96 01                          This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it  

DOĞADER

 

İşte Türkiye’nin Çevre Raporu

 

Maden Yasası Değişikliği (26 Mayıs 2004)

·         Yasadaki koruma niteliğinden vazgeçilerek yeniden düzenlendi.

·         Ulus ötesi tekellerin isteği doğrultusunda tarım ve doğal alanlarımız maden ocağı haline getirilerek ormanlarımız ve yaşam alanlarımız talan edildi.

·         Bursa’mızın yeşil dokusu, kanun değişikliğiyle maden niteliği kazanan taş ve mermer ocakları tarafından yağmalandı ve halen yağma devam etmektedir.

·         Harcadığı aşırı enerjiyle karbon yükü en ağır sanayi olan çimento fabrikaları için birçok ülkede güçlü yasaklar getirildiği halde ülkemizde gereksiniminin çok üzerinde çimento fabrikası kurulmasına izin verildi. Halen 10 çimento fabrikası inşa halindedir.

 

Turizmi Teşvik Yasası Değişikliği (27 Temmuz 2003)

·         8,7 milyon metrekare doğal alan, turistik tesislere insafına terk edildi.

Read more...
 
Gıdanın Geleceği Sorgulanacak 27-28 Mayıs 2009 Print E-mail
İstanbul, "Gıdanın Geleceği" konulu etkinliklere ev sahipliği yapacak.  Etkinlikler, DOĞADER'in de üyesi olduğu GDO'ya Hayı Platformu ile SlowFood Türkiye ve Boğaziçi Üniversitesi ortaklığıyla düzenleniyor.
 
Etkinliklere ünlü ekoloji düşünürü Dr. Vandana Shiva ile FastFood kültürüne alternatif SlowFood (YavaşYe) hareketinin yaratıcısı Carlo Petrini, Gıdanın Geleceği etkinliklerinin iki önemli konuğu olacak.
 
Kapitalizmin gıdaya egemen olma hırsının, doğa, insan ve toplumlar üzerinde yaratmakta olduğu yıkımın, geleceğe yönelik kaygıların, çözüm önerileri ve mücadele yöntemlerin tartışılacağı etkinlikler, 27-28 Mayıs 2009 tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi Kültür Merkezi'nde gerçekleştirilecek.
 
DOĞADER
Basın Duyurusu
13 Mayıs 2009


Dünyaca ünlü ekoloji düşünürü, aktivist, bilim insanı Vandana Shiva Türkiye’ye geliyor. Dr. Vandana Shiva'nın katılacağı 27-28 Mayıs 2009 tarihlerinde Istanbul Boğaziçi Üniversitesi Kültür Merkezinde gerçekleştirilecek olan “Gıdanın Geleceği” etkinliklerinin bir diğer ünlü konuğu ise Slow Food hareketinin yaratıcısı Carlo Petrini.

İki gün sürecek toplantı ve etkinlikler Boğaziçi Üniversitesi Çevre Bilimleri Enstitüsü, Slow Food Türkiye ve GDOya Hayır Platformu tarafından düzenleniyor.

Yeterli ve sağlıklı gıdaya erişmenin temel bir insanlık hakkı olduğu görüşünden yola çıkarak, gıda bagımsızlığı ve gıda egemenliği kavramlarını temel alan etkinlikte iki ünlü konuğun sunumları dışında Türkiye'deki durumun ele alındığı paneller ve değişik konularda atölye çalışmaları da yer alacak.

Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Gökhan Günaydın, Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarım Ekonomisi öğretim üyesi Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik öğretim üyesi Prof. Dr. Neş'e Bilgin ve Çiftçi Sendikaları Başkanı Abdullah Aysu gıda konusunu ülkemizdeki durum açısından değerlendirecekler.

Atölye çalışmalarında, gıda üretiminde biyoçeşitliliğin korunması, üreticiden tüketiciye adil gıda zincirlerinin kurulması, su kaynaklarının paylaşımı ve hızla yok olan geleneksel bilgi birikiminin belgelenmesi gibi konularda varılan sonuçların ulusal ve uluslararası kamuoyu ile paylaşılması hedefleniyor.

Gıdanın Geleceği etkinlik programı aşağıda olup 28 Mayıs 2009 saat 09:00'da yapılacak olan kahvaltılı basın toplantısına katılımınızı rica ederiz.


B.Ü. Çevre Bilimleri Enstitüsü
SlowFood Türkiye
GDO’ya Hayır Platformu

(Gıdanın Geleceği konulu etkinlik planı için "Devamını oku..." ya tıklayınız.)

Read more...
 
Çiftçilerin 1 Mayıs'ı - 17 Nisan Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü Print E-mail

17 Nisan 1996 günü Para'da, Eldorado dos Carajas'ta 19 kişi öldürülmüştü. Bu 19 kişi Brezilya'da 10 Nisan 1996'da 1500 topraksız köylünün başlattığı Topraksızlar Hareketi'nin (MST) katılımcısıydılar. 13'ü elleri arkalarından bağlanmış halde, kesici aletlerle öldürülen bu 19 köylünün anısına, Uluslararası Çiftçi Örgütü -Via Campesina- 17 Nisan'ı Uluslararası Çiftçi Mücadele günü ilan etti.

Uluslararası Çiftçi Mücadele Günü'nde yerli tarımsal sektörü mahveden ucuz gıda ithalatını protesto etmek, gıda güvenliğiyle ilgili egemenlik politikalarını savunmak ve Dünya Ticaret Örgütü'nün tarım politikalarını lanetlemek üzere etkinlikler düzeniyor.

İstanbul’da yapılan Akdeniz Sosyal Formu Hazırlık toplantısında değişik ülkelerden toplantıya katılan çiftçi sendikaları ile birlikte Çiftçi Sendikaları Konfederasyonlaşma Platformu ve DOĞADER'in de üyesi olduğu GDO'ya Hayır Platformu,  “17 Nisan Dünya Çiftçi Mücadele Günü” nedeniyle ortak basın açıklaması yaptı.

DOĞADER

Basına ve Kamuoyuna,

Bizler, çiftçiler, sivil toplum örgütleri, toplumsal hareketler neoliberalizme, savaşa, sefalete karşı durmak ve gıda egemenliği mücadelemizi yükseltmek için önemli bir durak olan İstanbul Akdeniz Sosyal Forumu hazırlık toplantısında bir araya geldik.

Bilindiği gibi, küreselleşmenin yarattığı yoksullaşma, dünyanın farklı bölgelerinde, kendini değişik biçimlerde gösteriyor.

Read more...
 
TÜRÇEP Yerel Yönetimler Bildirgesi Print E-mail

DOĞADER'in de MARÇEP - Marmara Çevre Platformu aracılığıyla üyesi olduğu, ülkemizdeki bölge Çevre Platformlarının çatı örgütü olan TÜRÇEP, yerel seçimler öncesi aşağıdaki bildirgeyi yayınlamıştır. 

DOĞADER

17 Şubat 2009

TÜRÇEP
TÜRKİYE ÇEVRE PLATFORMU
YEREL YÖNETİMLER BİLDİRGESİ

( Ö z e t   M e t i n )

TÜRÇEP;
Nükleer santrallerin kurulmasına karşıdır.
Yerel yönetimlerden bu santrallerin kurulmasına izin vermemelerini, gerekli arazilerin bu amaçla tahsisine engel olmalarını ister.

TÜRÇEP;
Temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımından yanadır.
Kentlerde temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına yönelik projeler geliştirilerek uygulanmasını, kentlerin aydınlanma ve ısınma gereksinimlerinin bu nitelikteki projelerle karşılanmasını yerel yönetimlerden talep eder.

TÜRÇEP;

TÜRÇEP kömüre dayalı termik santrallerin kurulmasına ve işletilmesine karşıdır.
Yerel yönetimlerden

Read more...
 
TÜRÇEP 2/B Basın Açıklaması Print E-mail

DOĞADER'in de üyesi olduğu, ülke genelindeki bölge çevre platformlarının çatı örgütüTÜRÇEP'in basın açıklamasıdır.

TÜRÇEP - TÜRKİYE ÇEVRE PLATFORMU’NUN

2B İLE İLGİLİ

BASIN AÇIKLAMASI

AKP iktidarının 2003 yılında gündeme getirdiği 2B ile orman dışına çıkarılmış alanların satışından, kamuoyunun tüm baskılarına rağmen vazgeçmediği görülüyor. Daha önceki denemelerinde Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’den dönen düzenlemelerini, 15 Ocak 2009 tarihinde kabul edilen 5831 sayılı kanunla tekrar gündeme getirdiler. Bu kanun orman kadastrosunun içinde ormancı bulunmayan kadastro komisyonlarınca yapılmasına olanak vermekte, ayrıca orman dışına çıkarılan bu alanların kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığının tutanağa kaydedilerek hazine adına tescil edilmesi, fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle ifraz (ayırma) ve/veya tevhit (birleştirme) işlemlerinin yapılmasına olanak sağlamaktadır.

Bu kanunla;

Bir yerin orman olup olmadığına kamu adına karar verme iradesi, ormancılık eğitimi almamış teknisyenlere bırakılmaktadır. Böylece, doğal orman alanlarına ait, "orman sayılmayacak alan" kararlarının alınması daha da kolaylaştırılmıştır.

Kamuoyunda "2/B arazileri" olarak bilinen yerlerde "fiili kullanım durumları dikkate alınmak suretiyle ifraz ve/veya tevhit de" yapılmak suretiyle, devlet ormanlarını işgal edenler hak sahibi haline dönüştürülerek, bu gibi yerlerin satılabilmesi için hazırlıkları sürdürülen yeni bir anayasa değişikliğinin uygulanması için gerekli altyapı hazırlandığı anlaşılmaktadır.

 Ormanları korumak için gerekli çabayı göstermekten oldukça uzak olan iktidarın, ormanları yok ederek belli çevrelere rant sağlayacak bu tür düzenlemelerde ısrarcı olması düşündürücüdür. Ormanları işgalcisine satacak şekilde suç işleyenin ödüllendirileceği bir düzenlemenin kimseye faydası olmayacaktır. Anayasa Mahkemesi’nden geri döneceğini beklediğimiz bu düzenlemenin, iktidarların ormanlar üzerinden oy ve rant sağlamayı amaçladığı son seçim yatırımı olmasını diliyoruz. Ormancılık sorunları, ancak bilimsel çevrelerin ve demokratik toplum örgütlerinin de dahil edildiği bir sürecin ürünü olarak çözülecektir. Türkiye Çevre Platformu ormancılık sorunlarının çözümünde, daima toplum yararına üretilecek çözümlerden yana olacaktır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

TÜRKİYE ÇEVRE PLATFORMU (TÜRÇEP)

 
«StartPrev12345678910NextEnd»

Page 10 of 15