Banner
Basın Açıklamaları
Bursa Ovasında Yapılaşmaya Açan İl Genel Meclisi'ne İtirazımız Var. DOĞADER Print E-mail

bursa_ova_kBursa ve ilçelerindeki ovalar, ülkemizin en değerli ovaları arasında yer alır. Ancak Bursa İl Genel Meclisi'nde alınan iki karar, ovalardaki korunabilmiş ve halen tarım yapılan alanları yapılaşmaya açacak.

Bursa ovası üzerinde yeni sanayi tesisleri yaratmaya aday Bursa İl Genel Meclis kararına DOĞADER itirazını iletti.

İtiraz metni:

19 Ağustos 2011

Bursa İl Özel İdaresi – İmar ve Yapı İşleri Başkanlığı’na

BURSA

Bursa İl Genel Meclisinin 08.07.2011 tarih ve 2011- 346 sayılı kararıyla onaylanan, 21.07.2011 tarihinde askıya çıkarılan, 1/100.000 ölçekli 2020 yılı Bursa Çevre Düzeni Plan Notu Değişikliği, askı süresi içerisinde derneğimiz (DOĞADER – Doğayı Çevreyi Koruma ve Doğa Sporları Derneği) tarafından incelenmiştir.

DOĞADER – Doğayı Çevreyi Koruma ve Doğa Sporları Derneği tarafından yapılan değerlendirmede, 1/100.000 ölçekli 2020 yılı Bursa Çevre Düzeni Plan Notu Değişikliğinde 6.2.4.1.Tarımsal Niteliği Korunacak Özel Mahsul Alanlarına; Bursa İl Genel Meclisinin 08.07.2011 tarih ve 2011- 346 sayılı kararı ile;

Ayrıca parselde tarımsal faaliyetin ekonomik olarak yürütülmesini sağlamak amacıyla zeytin, üzüm, incir ve diğer özel mahsullerin yetiştirilmesi ve genelde parselden temin edilmesi halinde;

  • Bu durumun İl Tarım Müdürlüğü’nden de belgelendirilmesi
  • Kesinlikle katı, sıvı ve gaz atığının doğaya bırakılmaması
  • Tesisin başka bir amaçla kullanılamayacağı hususunda tesis sahiplerince ilgili idareye noter tasdikli yazılı taahhütte bulunulması

kayıtlarıyla yetiştirilen özel mahsul tarımsal ürünlerin depolandığı, işlendiği, entegre nitelikte olmayan tesisler de yapılabilir.

Bu kullanımların tamamı bir bina içinde olabileceği gibi ayrık olarak da yapılabilir.

Bu alanlarda en fazla;
Emsal (E)                  :0.05

İnşaat alanı                : 250 m2
Yükseklik (H)             : 6.50 m.,

Çekme mesafeleri;
Yollardan en az: 10.00 m
Komşu parsellerden en az: 5.00 m
Binalar arası: 6.50 m.’dir.

plan notu eklendiği görülmüştür.

1/100.000 ölçekli 2020 Yılı Bursa Çevre Düzeni Planı Plan Notlarında, Bursa ve ilçelerindeki orman alanlarının ve tüm ovaların toprak sınıfına bakılmaksızın korunacağı belirtilmekte, toprak sınıflarındaki tarımsal verimliliğin arttırılması ayrıca çalışmalar yapılması öngörülmektedir. Ancak onaylanan plan notu değişikliği ile bu güne kadar korunabilmiş özel mahsul alanları üzerindeki yapılaşmanın yasallaşma baskısını arttırması söz konusudur.

Bu türden kaçak yapılaşmaların ve özellikle kaçak durumdaki küçük sanayi tesislerinin çoğu depo olarak izin alınmış ancak sonradan amacı dışında kullanılarak tarımsal nitelik yok edilmiştir. Bursa İl Genel Meclisi tarafından onaylanan 1/100.000 ölçekli Bursa Çevre Düzeni Planı Plan Notu Değişikliği ile özel mahsul alanları üzerinde depolama, işleme tesislerine izin verilmesi mutlak korunması gereken tarım alanları yapılaşmaya açacaktır. Onaylanan plan notu değişikliği, kişisel ve ticari çıkarlara hizmet ederek sanayi işletmeleri, depolama tesislerini izin verecek, ilerleyen zamanda ovalardaki kaçak yapılaşmayı daha da arttıracak ve ovaların korunmasını olanaksız duruma sokacaktır.

Çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak veya değiştirmek konusunda İl Genel Meclislerinin veya belediyelerin yetkisi yoktur. Bu durum TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından Bursa 3. İdare Mahkemesine açılan BESOB Sanayi Sitesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği’ne ilişkin 2010/448 esas numaralı davanın sonucunda da açıkça ortaya konmuştur. Dava sonucu, çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak veya değiştirmek konusunda tek yetkili makamın Bakanlık olduğu ifade edilmiştir. Bu açıdan incelendiğinde, Bursa ili 2020 yılı 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Plan Notu Değişikliği’ne ilişkin Bursa İl Genel Meclisi’nin 08.07.2011 tarih ve 2011- 346 sayılı kararının geçersiz olduğu ortadadır.

Yukarıda belirtilen gerekçeler nedeniyle Bursa İl Genel Meclisinin 08.07.2011 tarih ve 2011- 346 sayılı kararıyla onaylanan, 21.07.2011 tarihinde askıya çıkarılan, 1/100.000 ölçekli 2020 yılı Bursa Çevre Düzeni Plan Notu Değişikliği’ne itiraz eder, itirazımızın Bursa İl Genel Meclisince değerlendirilmesi için gereğini arz ederiz.

DOĞADER – Doğayı Çevreyi Koruma ve Doğa Sporları Derneği

 
Basına ve Kamuoyuna: Siyaset-Sermaye işbirliği tarım ve çevreyi baltalıyor Print E-mail

Basına ve Kamuoyuna,

3 Aralık 2009

Burcun'a Çimento Fabrikası

Burcun KöyüÇimento sanayi, aşırı kirletici niteliği ile başta gelişmiş ülkeler olmak üzere dünyadaki pek çok ülke tarafından dışlanan bir sanayi haline gelmiştir. 1 ton çimento üretilirken 1 ton karbondioksit (CO2) havaya salan çimento sanayi, yarattığı bu karbon yüküyle küresel ısınmaya neden olan sanayi dalları arasında en üst sıralarda yer almaktadır. Dünyanın pek çok ülkesinde getirilen yeni kısıtlamalara ayak uyduramayan çimento fabrikaları sökülerek başka ülkelere taşınmaktadır. Dışlanan bu kirli teknolojiyi kabul eden ülkelerden biri de Türkiye'dir. Ülkemizde son 10 yılda çimento üretimi %60 artmıştır. Üretilen çimentonun %20'si  topraklarında çimento fabrikası istemeyen ülkelere ihraç edilmektedir. Birçok ülke, çimento üretiminden kaynaklanan sağlık ve çevresel sorunlarla uğraşmak yerine çimentoyu yurt dışından ithal ederek bu sorunlardan kurtulma yolunu benimsenmiştir. Ülkemizde ise bu kirli sanayi, sağlığa, çevreye ve doğaya verdiği zarara aldırmayan bir yönetim anlayışı tarafından teşvik görmektedir. Burcuna kurulması planlanan çimento fabrikası bu anlayışın yarattığı dramlardan birini yansıtmaktadır.

Burcun'da ÇED Halkı Bilgilendirme toplantısı yapıldığı günü daha dün gibi anımsıyoruz. Yaklaşık bir yıl öncesi 2008 Aralık ayının ortasındaydık. DOĞADER Yürütme Kurulu üyeleri ÇED toplantısına katılmak için Burcun'daydı. Köy halkı, Burcun'a kurulması planlanan çimento fabrikası yetkililerinin yürüttükleri propagandanın da etkisiyle, fabrikadan yana güçlü bir tavır sergiliyordu.

O gün ÇED toplantısında DOĞADER üyeleri, çimento fabrikası kurulması durumunda geniş bir coğrafya üzerindeki tarımsal ve doğal alanlarda geri dönüşü olmayan zararların oluşacağı uyarılarını dile getirmişlerdi. Ancak Burcun köylüleri o toplantıda geleceğini oyladı ve çimento fabrikasının kurulması taraftarı oldu.

Burcun köyünde yapılması planlanan çimento fabrikası için gerekli izinlerin alınması süreci bazı ilginç gelişmelere sahne olmuştu. Toprak Kuruma Kurulu'nun çimento fabrikası kurulması için daha önce iki kez red kararı vermişti. Ardından konu, Bursa Valiliği kanalıyla üçüncü kez kurulun gündemine getirildi. Bu süre içinde kurulun iki kamu üyesi değiştirildi. Yapılan oylamada 6 kamu görevlisinin verdiği olumlu oylarla plan kabul

Read more...
 
Cargill için Başbakana Tazminat - Uludağ için davacıyız 1 Aralık 2009 Print E-mail

Basına ve Kamuoyuna;

 1 Aralık 2009

CARGILL
Cargill (Orhangazi)Mahkemelerce yargılanmış, hakkında kapatma ve yürütümeyi durdurma kararları bulunan Cargill için gerekli işlemi yapmayan ve hatta yasal sorunlardan kurtarmak için muz cumhuriyetlerine yaraşır bir uygulamayla kanun çıkartarak yasallığa kavuşturan Başbakan Tayyip Erdoğan'a tazminat kararı.

Bilindiği gibi ulus ötesi ABD'li tarım tekellerinden biri olan Cargill, 1997 yılında Bursa'nın Orhangazi İlçesi, Gemiç ve Gürle Köyleri yakınlarında 1. Sınıf Tarım Alanı üzerine kurulmuştu. Yasalar çiğnenerek izin verilen Cargill mısır işleme fabrikası için o yıllardan bu yana çeşitli davalar açıldı.

Günde 6.000 litre su tüketen Cargill, Bursa Organize Sanayi bölgesinde önerilen yeri yeterli suyu sağlayamayacağı için red etmişti. Cargill bugün, kurulu bulunduğu Orhangazi ilçesinde yaşayan 75.000 kişinin tükettiği suyun çok daha fazlasını tek başına tüketmektedir.

Cargill çevresindeki köylülerin Cargill'e mısır taşıyan kamyonlardan yola düzen başparmak büyüklüğünde mısır taneleri bulduklarını söyledikleri halde, Cargill yetkilikleri bu güne kadar Genetiği Değiştirilmiş (GDO) mısır kullanmadıklarını savunmuşlardır. Ulus ötesi tarım tekellerinin etkisiyle Ekim 2009'da çıkartılan GDO yönetmeliğiyle Genetiği Değiştirilmiş ürünlerin kullanımının serbest bırakılması, Cargill'in ne kadar gerçekçi olduğu bilinmeyen "GDO'lu ürün kullanmadığı" söyleminde daha ne kadar ısrar edeceği merak edilmektedir. 

Başbakan Tayyip Erdoğan, ABD'ye yaptığı çeşitli ziyaretlerde, ülkemizde mahkeme kararlarıyla mahkum edilmiş Cargill'i kurtarmak için zamanın ABD Başkanı George W. Bush'a söz vermişti. Başbakan Erdoğan, ülkemizde kapatma kararı bulunan Cargill hakkında ABD'de ki yetkilileriyle yasalarımızı gözardı ederek görüşmüş ve gerekeni yapacağını belirmişti.

Bunun için öncelikle AKP Hükümeti Bakanlar Kurulu tarafından, Cargill'in kurulu bulunduğu fabrika alanı Temmuz 2005'te Özel Endüstri Bölgesi ilan edilerek yasal bir kılıf oluşturulmaya çalışıldı. Danıştay'ın Mart 2006 "Yürütmeyi Durdurma" kararı üzerine AKP Hükümeti Cargill'i kurtarmak için başka arayışlara girdi.

Ocak 2008'de AKP Hükümeti tarafından hazırlanan ve AKP'li Milletvekillerinin oylarıyla yasalaşan, kamuoyunda Cargill Yasası diye bilinen kanun değişikliği ile Cargill'e af getirdi. Böylelikle Cargill yasallığa kavuşturuldu.

Bunun üzerine 10 Haziran 2008'de Cargill hakkında açılan onlarca davada suçlu bulunduğu halde kapatılması ve yürütmeyi durdurulması kararlarını uygulamayarak yasalar önünde suç işleyen Başbakan Erdoğan, eski Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki Ergezen, Bursa Valisi Oğuz Kağan Köksal, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Hikmet Şahin ve Gemlik Belediye Başkanı Mehmet Turgut hakkında Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde tazminat davası açıldı.

Mahkemesinin davayı reddetmesi üzerine gidilen temyizde 25 Kasım 2009 günü Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, Bursa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararını bozdu.

DOĞADER, Yargıtay'ın kararını sevinçle karşılamaktadır. DOĞADER kurulduğu 2005'ten bu yana Bursa Barosu öncülüğünde Cargill'e karşı açılan tüm davalara müdahil olmuş bir dernek olarak onurlu mücadelenin haklı onurunu taşımaktadır. Devletin temel erklerinden biri olan yargı kararlarını, devletin diğer erki olan yürütme tarafından uygulanmamasını ve hatta yasama erki ile af getirilmesinin cezasız kalmaması gerektiğine inanmaktadır.

Günümüzde yasama ve yürütme erklerini elinde bulunduran AKP Hükümetinin, bu yasa tanımaz uygulamalarının, toplumun diğer kesimleri tarafından da talep edilmesi hakkı bulunduğu düşünülürse yaratacağı etkinin çok daha yıkıcı duruma geleceği fark edilecektir.

Biz DOĞADER olarak, bu güne kadar doğanın ve çevrenin gelecek kuşaklara korunarak aktarılması için giriştiğimiz mücadelemizi bundan sonra da sürdüreceğiz. Yasama ve yürütme erklerini elinde bulunduran AKP Hükümeti ve daha bundan sonra gelecek kim varsa padişah sultalığında bu ülkeyi yönetmesine izin vermeyeceğimizi kamuoyuna duyururuz.

 
ULUDAĞ MİLLİ PARKI
Uludağ SarıalanDOĞADER, Uludağ Milli Park sınırları içinde kalan Sarıalan ve Çobankaya bölgelerinin SİT düzeylerinin 1. den 2. düzeye düşürülmesine karşı Bursa Barosu öncülüğünde 26 Kasım 2009 tarihli açılan davaya müdahil olmuştur.

Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 09 Ekim 2009 günkü kararı ile Uludağ Milli Park sınırları içindeki alanları yapılaşmaya çalışıldığı ortadadır.  Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, adı ve niteliğiyle bağdaşmayan bu kararı ile kurumsal varlığına ihanet ettiğini kamuoyuna duyururuz.

DOĞADER
Doğayı ver Çevreyi Koruma Derneği
 

Erdoğan Cargill davasında tazminat ödeyecek

25 Kasım 2009 - Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, "Cargill'in Bursa'daki fabrikasının faaliyetinin durdurulmasına ilişkin mahkeme kararlarını uygulamadıkları" gerekçesiyle Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile dönemin bazı yöneticileri hakkında açılan tazminat davasında yerel mahkemenin "tazminat isteminin reddi" yönündeki direnme kararını bozdu.

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.cnnturk.com/2009/turkiye/11/25/erdogan.cargill.davasinda.tazminat.odeyecek/553167.0/

’Zarardan sorumlular’

25 Kasım 2009 - Başbakan 5 bin 500 bin TL ‘Cargill’ tazminatı ödeyecek.

Haberi okumak için tıklayın.
http://haber.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=26.11.2009&Newsid=272864&Categoryid=2

Uludağ'da sit karmaşası

2 Kasım 2009 - Uludağ'ın bazı bölgeleri 1. derece sit alanı olmaktan çıkarıldı!

Haberi okumak için tıklayın.
http://www.ntv.com.tr/id/25016909/

 
 
Basına ve Kamuoyuna: Hükümet, GDO Yönetmeliğini Geri Çek ! Print E-mail

BASINA ve KAMUOYUNA….

GDO’LU ÜRÜNLERİ TARLALARIMIZDA ve SOFRALARIMIZDA İSTEMİYORUZ

HÜKÜMET, GDO YÖNETMELİĞİNİ GERİ ÇEK !

4 Kasım 2009

Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından hazırlanıp tepeden inme bir şekilde 26 Ekim 2009 da yürürlüğe sokulan “Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik” , GDO’ların ve Genetik yapıları bozulmuş gıda ve yem ürünlerinin ülkemize girmesini, işlenmesini ve tüketilmesini  meşru kılmıştır.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığının insan yaşamı ve sağlığı, hayvan sağlığı ve refahı, tüketici çıkarları ve çevrenin en üst düzeyde korunması amacıyla hazırladığını öne sürdüğü bu yönetmelik, denildiğinin aksine, halkın ve ülkemizin geleceğini karartacak olan Gıda Emperyalizmini ve Tarımsal Biyoteknoloji Tekellerinin çıkarlarını gözeten bir yönetmeliktir.

Bursa İl Koordinasyon Kurulu ve GDO’ya Hayır Platformu Bursa Bileşenleri olarak, bu yönetmeliğe karşı suyun, gıdanın, havanın, tarımın, sağlığın korunması, geliştirilmesi ve GDO’lara karşı olan bu mücadele sürecini birlikte örgütlemek için bir araya gelmiş bulunuyoruz.

GDO’ların insan sağlığı üzerine etkileri konusunda bugüne kadar yeterli araştırmalar yapılmamışken, hayvanlar üzerindeki olumsuz etkileri üniversite raporları ile ortaya konurken, biyoçeşitliliği yok edici etkileri pek çok araştırma ile ispatlanmışken

Read more...
 
Basına ve Kamuoyuna: Halk Kazandı, Marzinc'i Defettik Print E-mail

Marzinc'i de defettik

29 Ekim 2009

28 Ekim 2009 tarihinde Mustafakemalpaşa'dan halk ve çevre sağlığı açısından bir sevindirici haber daha geldi.

Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesi Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulması planlanan Marzinç Baca Tozu ve Tufal geri Kazanım Tesisi için, Mustafakermalpaşa OSB Yönetim Kurulu yer tahsis izin belgesini iptal etti. Böylelikle bu tesisin Mustafakemalpaşa'ya kurulma olanağı kalmadı. Tesiste, demir çelik fabrikalarının baca tozlarından Çinko Oksit ve Sünger Demir üretilmesi amaçlanıyordu.

Mustafakemalpaşa ilçesinde bir yılda tüketilen içme suyu kadar su kullanacak olan tesis, kirletici niteliği yüksek tesisler sınıfında yer alıyordu. Mustafakemalpaşa tarımsal üretiminde ürünleri içine işleyen kirletici etkisinin yanında, çevrede ve insan sağlığı üzerinde riskler oluşturacak tesis böylelikle yapımına başlanmadan engellenmiş oldu.

DOĞADER, Bursa'daki bazı demokratik kitle örgütleri ve Mustafakemalpaşa Sivil toplum Platformu, uzunca bir süreden bu yana Mustafakemalpaşa köylerinde konuyla ilgili paneller düzenliyordu. 2009 Haziran ayından Ekim ayı sonuna kadar Güllüce, Paşalar, Tatkavaklı, Çeltikçi, Ocaklı ve Karapürçek köylerinde, en son olarak Susurluk ilçesinde halkın yoğun katılımıyla düzenlenen paneller amacına ulaştı ve tesis için Mustafakemalpaşa OSB yönetimi iptal kararı aldı. 

Tesis için düzenlenen Çevre Etki Değerlendirme Raporu'ndaki hatalar nedeniyle açılan davamız ise halen devam etmektedir. Mustafakemalpaşa OSB Yönetiminin aldığı bu karar, yılmadan yapılan mücadelenin en güçlü kazanımlarından biri olacaktır. DOĞADER, Nilüfer Yerel Gündem 21, Tabib Odası Bursa Şb, TMMOB'a bağlı Makina Müh ve Şehir Plancıları odalarının Bursa Şubeleri ile yerelde çalışmaları örgütleryen Mustafakemalpaşa Sivil toplum Platformu, çevrenin korunması ve gelecek kuşaklara taşınması açısından kazanılan bu gelişmede haklı övüncü paylaşmaktadırlar.

Aynı ekip, Mustafakemalpaşa'nın Çördük Köyü yakınlarında 2009 yılı başında kurulma çalışmaları başlatılan  Tehlikeli Atık Yakma Tesisine karşı yürüttüğü mücadeleyi de başarıyla tamamlamıştı. 2009 yılı ortalarında Yenişehir'de kurulma çalışmaları başlatılan başka bir Tehlikeli Atık Yakma Tesisine karşı da çalışama başlatan bu ekip, Yenişehir'de büyük bir tepkinin de örgütleyicisi oldu.

Çördük köylüsünün kahraman direnişiyle Mustafakemalpaşa'dan kovulan tehlikeli atık yakma tesisi girişimcileri, şimdi gözünü Bursa'nın halen bakir güzelliğini koruyan ender ilçelerinden biri olan Harmancık'a dikmiş durumdadır. Biz DOĞADER olarak, yüksek kirletici niteliği bakımından yalnızca kentimizde ve ülkemizde değil, dünyanın hiçbir yerinde kurulmaması gerektiğine inandığımız atık yakma tesisleri ile tarımsal ürünleri kirleten insan ve çevre sağlığı için büyük tehdit yaratan kirletici diğer tesislere karşı mücadelemizi bundan sonra da aynı kararlılıkla sürdüreceğiz. Bizlerle birlikte, bu mücadeleye baş koyan halktan ve çevreden yana diğer kurum ve kişilerle bundan sonra da ortak başarılı çalışmalara imza atacağımıza inanıyoruz.

DOĞADER
Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği

 
GDO'yu Aklınızdan Bile Geçirmeyin Print E-mail

DOĞADER'in de üyesi olduğu GDO'ya Hayır Platformu, DOĞADER ve diğer yerel bileşenlerin katılımıyla, GDO'lu tohumların ülkemize giriş yaptığı nokta olarak daha önce platform tarafından belirlenmiş Bandırma Liman kapısında bir basın açıklaması düzenlendi.

Biyogüvenlik Yasası adı altında GDO Genetiği Değiştirilmiş Organizmaların iktidar tarafından yasallaştırılmak istendiğine ve bunun çeşitli riskleri barındırdığı bildiren açıklamada, GDO'ların yasallaşmasına yönelik çalışmalara karşı mücadele edileceği vurgulandı.   

DOĞADER

Basına ve Halkımıza; 

AKLINIZDAN BİLE GEÇİRMEYİN!
 
Genetiği değiştirilmiş tohumların ülkemizde ekilebilmesinin, ihracat ve ithalatının serbest olmasına ilişkin Biyogüvenlik yasa tasarısı, Bakanlar Kurulu gündemine girmiştir.

Tasarı, küreselleşen dünya üzerinde tohum tekelini eline almak isteyen ve bu amaçla bitki ve hayvan genlerini bir araya getirerek, ne bitki ne hayvan(tam bir frankeştayn) tohumlar ortaya çıkaran çok uluslu şirketlerin ve onların Türkiye’deki taşeronlarının çıkarları gözetilerek hazırlanmıştır.

Bu yasa tasarısı;

  • Ülkemizde emeği ile geçinen çiftçileri ücretli köleler haline getirecek,
  • Anadolu’nun gen zenginliğini kurutacak,
  • Ülke tarımını tamamen dışa bağımlı hale getirecek
  • Gıda sağlığını tehdit edecek

son derece tehlikeli bir tasarıdır.

Yalnız çocuklarını değil, tüm ailesini, bir ömür boyu doğal ve sağlıklı gıdalarla beslemek isteyen ve bu amaçla genetiği değiştirilmiş organizmalara (GDO) hayır diyen bizler,

Read more...
 
Basına ve Kamuoyuna: İktidarı Uyarıyoruz! Uludağ Bir Milli Parktır Print E-mail

 

Basına ve Kamuoyuna;

 

Çevre ve Orman Bakanlığı'nı uyarıyoruz. Bakanlık, yasa gereği toplum adına korumakla yükümlü olduğu Uludağ Milli Parkı'nı korumak bir yana talana açan plan ve uygulamalar içindedir. Yapılan planlar yasa dışı olması bir yana Çevre ve Orman Bakanlığı'nı görevini kötüye kullanma durumuna getirmiştir.

 

AKP Bakanlar Kurulu'nun, 17 Mart 2006 tarihli toplantısında, Uludağ Milli Park'ı sınırlarını daraltan kararına karşı, DOĞADER, Bursa Barosu, TMMOB’a bağlı Şehir Plancıları, Ziraat, Orman Mühendis Odalarının Bursa Şubeleri ile bir grup duyarlı çevreci vatandaş tarafından dava açılmıştı. Danıştay 10. Dairesi'nin, Ekim 2006 tarihli yürütmeyi durdurma ve 5 Haziran 2009 günü iptal kararı almasının üzerinden 1,5 ay kadar kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen AKP Hükümeti, Uludağ konusunda tek yanlı ve yasa dışı uygulamalarını sürdürmektedir.

 

17 Temmuz 2009 günü Bursa yerel gazetelerine yansıyan haberlerde, Çevre ve Orman Bakanlığı müsteşar yardımcısı Mustafa Eldemir'in Uludağ konusundaki bir açıklaması yer almıştır. Bu açıklamaya göre, Uludağ'a 2010'da kazma vurulup 5 yıl içinde yepyeni bir turizm merkezi haline getireceği belirtilmektedir.

 

Milli Park olan Uludağ'da, bırakın kazma vurmayı, koyun otlatmak bile yasa gereği yasaktır. Çevre ve Orman Bakanlığı'nın başlıca görevi doğal alanları korumak olduğu halde kendi görevine ihanet durumundaki uygulamalara girişerek, Uludağ'ı turistik merkeze çevirecek planlar yürütmektedir.

 

Açıklamayı yapan Çevre ve Orman Bakanlığı müsteşar yardımcısı Mustafa Eldemir, sanki Turizm Bakanlığı yetkilisi gibi konuşmaktadır. Bu haliyle Çevre ve Orman Bakanlığı, korumakla yükümlü olduğu Uludağ Milli Parkını talan edecek uygulamaların planlayıcısı ve destekçisi durumuna getirilmiştir.

 

Çevre ve Orman Bakanlığı'nın bu duruma gelmesindeki asıl neden, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın "Uludağ'ı Davos yapma planı" çerçevesinde verdiği emirlerdir. Uludağ Milli Parkı'nın bir bölümünü Turizm Bakanlığı'na devrederek turizm alanına çevirecek Bakanlar Kurulu kararının yasalara aykırı olduğu için iptal edilmesi, AKP Hükümetini durdurmamıştır. Anlaşıldığı kadarıyla Turizm Bakanlığı’nın işlerini Uludağ özelinde Çevre ve Orman Bakanlığı üstlenmiştir. Bu durum tümüyle görevine, yetki ve sorumluluğa ihanettir.

 

Çevre ve Orman Bakanlığı, 2008 yılında açtığı bir yarışmayla da kendi alan ve sorumluluklarını aşar çalışmalar içine girmişti. "Peyzaj Planlama, Kentsel Tasarım ve Mimari Proje Fikir Yarışması" adıyla bir milli park olan Uludağ ile kesinlikle yan yana anılmaması gereken konularda düzenlenen yarışma ile ilgili toplantıda DOĞADER, itirazlarını dile getirmişti. Yarışma şartnamesinde, yarışmaya katılan mühendislerden, “koruma” ilkesini, “koruma-kullanma” olarak ele almaları istenmiş ve yeni yapılaşmalara, otoparklara, kırsal yerleşimlere ve tarımsal kullanım alanlarına projelerde yer verilebileceği belirtilmişti. Buradan da anlaşılacağı gibi, Çevre ve Orman Bakanlığı'nın kendi yetki ve sorumluluklarına ihanet etmektedir.

 

Çevre ve Orman Bakanlığı müsteşar yardımcısı Mustafa Eldemir'in son olarak gündeme çıkarttığı açıklamalar, yarışmaya katılan eserlerden esinlenerek hazırlanan projelerin artık uygulamaya başlanacağı konusu üzerinedir. AKP Hükümeti’nin, uymakla yükümlü oldukları yasaları hiçe sayan uygulamaları artık toplumumuz tarafından da anlaşılması gerekmektedir. Bu yasadışı keyfi uygulamaları toplum olarak bizler de örnek alıp, toplum olarak istediğimiz kanunlara uyup istediklerimize uymazsak durum ne olacaktır?

 

AKP Hükümeti, yasadışı olanı yasal yapma becerisine sahip bir hükümet olduğunu Cargill yasası olarak bilinen adrese teslim yasa çıkartarak kendini kanıtlamıştır. Bu beceriyle AKP Hükümeti, ülkemizde diğer ülkelere göre yok denecek kadar az olan Milli Parklarımızı da talana açan kanun değişiklikleri içine mi girecektir?

 

Biz DOĞADER olarak, Uludağ'ı tüm dünyada olduğu gibi insan etkinliklerinin olmadığı, kendi doğallığına terk edilmiş bir milli park yapma çabamızı sürdüreceğiz. Çevre ve Orman Bakanlığı'nın giriştiği bu yasadışı uygulamalara karşı daha önce olduğu gibi bugün de yasal girişimler başlatacağımızı toplumumuza duyururuz.

 

  • Yıl içinde en çok iki ay kayak yapılabilecek nitelikte kar bulunan Uludağ, hiçbir zaman kış sporları yapılacak bir merkez niteliğine sahip olmamıştır.
  • Uludağ'daki zaten kaçak ve yasadışı durumundaki otel ve kamu tesisleri tümüyle yıkılmalıdır.
  • En yoksulundan en zenginine dünyadaki tüm ülkelerde olduğu gibi Uludağ Milli Parkı'nda da yalnızca günübirlik, sınırlandırılmış insan etkinliklerine izin verilmelidir.
  • Başta su olmak üzere Uludağ'daki tüm doğal kaynaklar, kendi doğallığına bırakılmalıdır.
  • Dünya’da %6, AB ülkelerinde %12, Türkiye’de ise yalnızca %1 olan koruma altındaki doğal alanların oranı Avrupa düzeyine çıkartılmalı ve bu alanlar insan etkinlerinden soyutlanarak korunmalıdır.

 

Bunlar salt DOĞADER’in istekleri değil, Milli Parklar Yasası gereği zaten uygulanması gereken konulardır.

 

DOĞADER

Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği

 
Basına ve Kamuoyuna: Cargill Artık Özgür Print E-mail
10 Temmuz 2009
 
Basına ve Kamuoyuna;
 
Gözünüz aydın Sayın Başbakan R. Tayip Erdoğan, gözünüz aydın Sayın Cumhurbaşkanı, gözünüz aydın AKP’li milletvekilleri ve yandaşları.
 
Cargill artık özgür!
 
Bursa’nın İznik ilçesinde 1. sınıf tarım alanları üzerine kurulan ABD tarım tekeli Cargill’e ait mısır işleme tesisleri, hakkında açılan onlarca davada mahkemelerce verilen kapatma ve yürütmeyi durdurma kararlarına rağmen, en çok 45 gün kapatılabilmiş ve düştüğü hukuksal sorunlardan kurtarmak için hakkında yasa çıkartılan tek fabrika olan Cargill artık özgür.
 
ABD Eski Başkanı George W. Bush’un Ocak 2004‘te Başbakan Erdoğan’dan kurtarmak için özel olarak ricacı olduğu Cargill artık özgür.
 
Ülkesinde mahkemece verilmiş kapatma kararlarını hiçe sayarak 2006 Eylül’ündeki ABD ziyaretinde Cargill yetkilileriyle görüşen, kurtaracağına söz veren ve bakanlarına “Cargill sorununu çözün” talimatını veren Başbakan Erdoğan’ın artık başı göğe erdi.
 
Muz Cumhuriyetlerine yaraşır operasyonuyla Cargil’i kurtarma, yasa dışı olanı, yasal yapma becerisine sahip AKP yönetimi, onlarca yasada yaptığı değişiklikle çevreyi ve doğayı talana, aç gözlü sermayenin insafına terk etme vebalini üzerinde taşıyor.
 
Bir zamanlar sayıları yüzbinleri bulan pancar üreticisinin başlıca düşmanı Cargill’e pazar yaratmak amacıyla pancar üretimine sınırlamalar getirmeyi göze alan yozlaşma, herkesin gözleri önünde gerçekleşen bu kıyımları belgeler niteliktedir.
 
Kamuoyunda Cargill Yasası olarak bilinen tarım alanları üzerine kurulmuş sanayi tesislerine af getiren yasa Mart 2008’de AKP’li milletvekillerinin oylarıyla meclisten geçirilmişti. Yasa devletin yetkili kurumlarının onayını koşul olarak öne sürmekteydi.
 
Cargill, 26.05.2009 tarihli Bursa İl Özel İdaresine yaptığı yazılı başvuruda, gerekli yasal düzenlemenin yapılmasını istemiş ekine de devletin yetkili kurumlarının olumlu görüşünü eklemeyi ihmal etmemiştir. Bursa İl Genel Meclisi İmar ve Bayındırlık Kurulu raporu ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında değişiklik uygun bulunarak onaylanmıştır.
 
Cargill’i özgürleştirmek için olumlu rapor veren kamu kuruluşları; 1- Bursa İl Özel İdaresi Sağlık ve Çevre Daire Başkanlığı, 2- Bursa Valiliği İl Çevre Orman Müdürlüğü, 3- Bursa Valiliği İl Tarım Müdürlüğü, 4- BOTAŞ Bursa Şb. Müdürlüğü, 5- Çevre ve Orman Bakanlığı Devlet Su İşleri 1. Bölge Müdürlüğü, 6- Kültür ve Turizm Bakanlığı Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü, 7- Ulaştırma Bakanlığı Karayolları 14. Bölge Müdürlüğü.
 
Mahkemelerde yargılanıp kapatılmaya mahkum edilen Cargill’i kurtarmak için devletin bu yetkili kurumları tesisi olumlu bulduklarını içeren raporları hazırlamakta sakınca görmediler. Kendi yetki ve sorumluluklarını hiçe sayarak, dayanağı olmayan belgelere imzalarını attılar.
 
Bizler, gözlerimizin önünde gerçekleşen bu olumsuz yönelişin canlı şahitleri olarak, kamu vicdanında oluşan bu rahatsızlığı her yerde dile getireceğiz. Devletin yetkili kurumlarının, dayanaktan yoksun olarak hazırladıkları belgelere karşı hukuksal girişimler içinde olacağımızı kamuoyuna duyururuz.
 
DOĞADER – Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği
EKODER – Ekolojik Yaşam Derneği
Nilüfer Yerel Gündem 21
 
«StartPrev12345678910NextEnd»

Page 9 of 15