Banner
Basın Açıklamaları
Basın Açıklaması: Yaşam Alanlarımıza, Bilim İnsanlarımıza Sahip Çıkıyoruz Print E-mail

ba_sthp_k_20120411  ba_sthp-2_k_20120411

DOĞADER'in de üyesi olduğu "Suyun Ticarileşmesine Hayır Platformu"'ndan Prof. Dr. Beyza Üstün'ü hedef gösteren, AKP Hükümeti Orman ve Su Bakanı Veysel Eroğlu'nun açıklamalarına karşı bir basın açıklaması düzenlendi.

DOĞADER, kapitalist saldırıya yılmadan direnebilen ender akademisyenlerden biri olan Prof. Dr. Beyza Üstün ve onun gibi bu yolda yılmadan ilerleyen bilim insanlarımızın her koşulda yanında yer alacaktır.

DOĞADER

11 Nisan 2012

HEM YAŞAM ALANLARIMIZA HEM BİLİM İNSANLARIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ!

Orman ve Su İşleri Bakanı Eroğlu Cumhuriyet gazetesi aracılığı ile halkın ve doğanın dostu olan bir öğretim üyesini savcılığa, YÖK’e ve Üniversiteye şikâyet edeceğini açıkladı. Bakan bu beyanı ile sadece Bilim insanlarını, bilirkişileri tehdit etmekle kalmıyor akademiye duruş ve görev tanımlıyor. Mahkemelere, Üniversitelere ve YÖK e gereğini yaptırabilecek güç ve yetkide bulunduğunu ve gereğini yaptıracağını ilan ediyor. Bu söylem ve girişimle korku yaratmaya; halkın ve doğanın yanında yer alan, bilgisini halkla paylaşan az sayıda, onurunu sermayeye satmamış öğretim üyelerine boyun eğdirmeye, sermayeye karşı açılan davalarda verdikleri raporlarla yürütmenin durdurulmasına ve iptaline neden olan bilirkişileri yıldırmaya çalışıyor. HES karşıtlarını; “Seyyar gruplar” olarak nitelendiren, “enerji şirketlerinin yönlendirildiği”, “dış güçlerce desteklendiği”ni iddia ettiği girişimler olarak lanse etmeye çalışan Eroğlu, Anadolunun her yerinde yaşam alanlarını ve yaşamlarını korumak için verilen halk mücadelesine de hakaret ediyor, halkı ve mücadeleyi karalıyor.

Read more...
 
Basın Açıklaması: Su Yaşam Hakkıdır, SATILAMAZ - Bursa, 24 Mart 2012 Print E-mail

Basına ve Kamuoyuna;

Bursa, 24 Şubat 2012

2009 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen Uluslararası 5. Dünya Su Forumu’nun ardından, forum düzenleyicileri aradan geçen 3 yılda su kaynaklarının şirketlere devredilmesinde önemli bir yol aldılar.  Dünya Su Forumu toplantısına alternatif su forumunu düzenleyenler olarak bizler, 5. Dünya Su Forumu'nun, su kaynaklarımızın şirketlerce ele geçirilmesinin ön adımı olduğunu vurgulamıştık. Geçen son üç yıl bizleri haklı çıkardı. 2500’ün üzerinde HES (Hidro Elektrik Santrali) yapım izni şirketlere dağıtıldı. Dereler 2-3 km arayla HES’lerle kelepçelendi. Bunlar da yetmedi. Şimdi 10 binin üzerinde mikro HES planları yapılıyor. Yaşamımız kapitalizmin azgın kar hırsına kurban ediliyor. Gözleri önünde gerçekleşen bu talana sessiz kalmayan yöre insanları yaşamın temeli olan suya sahip çıkıyor ve bunun için canla başla mücadeleye atılıyor.

Suyun metalaştırılarak ticarileştirilmesinin başka bir adımı da şişelenmiş sularda yaşanıyor. Köylerin su kaynakları köylülere sorulmaksızın su şirketlerine pazarlanıyor. Ambalajlı su pazarının ilk sıralarında yer alan Bursa’nın su kaynakları hızla özel şirketlere devrediliyor. Uludağ Milli Parkı’ndan şirketlere, yasalara aykırı olarak su veriliyor. Doğanın, yaşamın, insanın, tarlanın suyu doruklarda ele geçirilerek borulara hapsediliyor. Borular ormanlık alanda kilometrelerce uzunluğunda yollar açılarak, binlerce ağaç kesilerek, şirketlerin su depolarına indiriliyor.

Su kaynaklarımızı sermayenin egemenliğine devredenler “Su boşa akıyor” söylemini dillerinden düşürmüyor. Oysa su, bu güne kadar hiçbir zaman boşa akmadı. Su, var olduğu yere can oldu, yaşam verdi.

Biz Bursa Su Platformu bileşenleri olarak su kaynaklarının ticarileştirilmesini toplumun geleceği için büyük bir tehdit olarak görüyoruz. Dağların doruklarından suyun boru içine hapsedilerek doğadan uzaklaştırılmasına, şişelenmesine ya da farklı amaçlarla kullanılmasına karşı çıkıyoruz.

Çeşitli nedenlerle şebeke suyundan su içmeyi bırakarak damacana ya da ambalajlı su pazarına yönelmiş vatandaşlarımızın öncelikle içtikleri ambalajlı suyun, sağlığı konusunda kuşku duymaları gerektiğine inanıyoruz. (Ambalajlı sularda saklama koşullarının uygun olmaması mikro organizmaların gelişmesine uygun bir ortam hazırlamaktadır. Ayrıca damacana sular için kullanılan su sebilleri ve pompalar sık aralıklarla temizlenmediği için mikrop kaynağı olabilmektedir.)

Şebeke suyunu çeşitli filtrasyon sistemleri kullanarak işlemden geçiren vatandaşlarımıza da bu sistemlerinin çeşitli sakıncaları bulunduğunu hatırlatmak istiyoruz. Su filtrasyon sistemleri hiçbir bakteriyi öldürmez. Cihazların tuttuğu aslında bedenimiz için gerekli olan minerallerdir. Bu nedenle filtrasyon sistemlerinin yarardan çok zararı dokunabilir. Filtrasyon sistemleri düzenli, bakım, parça değişimi ve temizliği yapılmadığında daha zararlı hale gelebilmektedirler.

Bu gün buradan tekrar yüksek sesle haykırıyoruz…
Ülkemizin her yerinde ambalajlı suları terk ederek içme suyumuzu şebekeden sağlıklı bir biçimde sağlanmasını istiyoruz. Şebeke suyu içilmeyecek durumda olan her yerleşim biriminde belediyelerden içilebilir nitelikte su talebini çoğaltarak iletmek, kanuni yükümlülüklerini yerine getirmelerini istemek bizim vatandaş olarak en tabi hakkımızdır. Belediyelerin varlık nedeni halkın içilebilir suyunu, barınma olanaklarını ve doğasının temiz olduğu bir kenti var etmektir. Yakın bir gelecekte şebeke sularının sadece kullanma suyuna dönüştürülmesi tehlikesi ile karşı karşıya gelmemek için bugünden sesleniyoruz. Bunun sağlanmaması koşullarında yaşamımızı sürdürebilmek için, inanılmaz fiyatlarda satılacak ambalajlı suya muhtaç olacağız. Su şirketlerinin düşlerini süsleyen böyle bir duruma karşı, bizler -yaşamlarını savunanlar- ambalajlı suyu terk ederek, şebeke suyuna yönelmek ve bu olumsuz yönelişi kırmak zorundayız

ve Biz Bursa Su Platformu olarak diyoruz ki;

  • Suyun metalaştırılmasına derhal son verilmelidir.
  • Ambalajlı su şirketlerine verilen ruhsatlar iptal edilmeli, yenilerine izin verilmemelidir.
  • İl Özel İdare’leri, şirketlerin değil halkın çıkarına olan kararlara imza atmalıdır.
  • Ülkemizin her yerinde çeşmelerimizden içilecek kalite ve nitelikte içme suyu sağlanmalıdır. 
  • Kent içi su şebekeleri ticarileştirilmesinin ön adımı olan kontörlü su sayaçları terk edilmeli, belediye yöneticileri bu özelleştirme oyunlarına alet olmamalıdır.
  • Uludağ’da suyu kaynağında kirleten oteller kapatılmalıdır.
  • Suyu asıl kirleten sanayi tesisleri, arıtma tesisi yapmaya zorlanmalıdır.
  • Su arıtma tesisleri, görünürde değil işlevsel olarak sürekli çalıştırılarak nitelikli arıtma yapması sağlanmalıdır.
  • Su, tüm canlılar için yaşamsal bir haktır. Su fiyatları kullanım değerleri üzerinden hesaplanmalıdır. Evlerde ve geçimlik tarımda harcanan suyun kullanım değeri yoktur ve olamaz. Bu nedenle su, evlerimize ve geçimlik tarım yapan köylülerimize ücretsiz sağlanmalıdır.

BURSA SU PLATFORMU

 
Yargı, Basın Açıklaması: GDO izinlerini Hukuka ve Mevzuata Aykırı Buldu Print E-mail

DOĞADER'in de üyesi olduğu GDO'ya Hayır Platformu'nun bazı bileşenlerinin yargıya taşıdığı GDO izinleri konusunda alınan iptal kararı üzerine bir Basın Açıklaması yaptı.

-BASIN AÇIKLAMASI-

20.03.2012

gdo hpYGDO_durargı GDO`lara "HAYIR" dedi! Bilimsel Komitenin gıda ve yem amaçlı kullanılması için uygun bulduğu, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı`nın da "EVET" dediği GDO`lara yargı "DUR" dedi!

26 Ekim 2009 tarihinde yürürlüğe giren Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik çerçevesinde oluşturulan "Bilimsel Komite" mısır, soya, pamuk, kanola, şeker pancarı, patates ürünleri ile bakteri ve maya biyokütlesinden oluşan GDO`lu toplam 32 çeşide izin vermiş, GDO`ya Hayır Platformu bileşenlerinden TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Ekoloji Kolektifi Derneği ve Tüketici Hakları Derneği de, bu izinlere karşı Ankara 3, 4 ve 6. İdare Mahkemelerinde dava açmıştı.

GDO`lu mısır, pamuk, kanola, şeker pancarı ve patates çeşitleri ile bakteri ve maya biyokütlelerini kapsayan 29 ürün için verilen onayları, Ankara 3. ve 4. İdare Mahkemeleri hukuka ve mevzuata aykırı buldu!

Read more...
 
Basın Açıklaması: Yargı Kararları ile Yasaklanan GDO'lar ve Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı'nın Tutumu Print E-mail

DOĞADER'in de üyesi olduğu ve etkin çalışmalarına katıldığı GDO'ya Hayır Platformu (Bursa Bileşenleri) Bursa Gıda Fuarı'nda bir basın açıklması düzenledi.

Yargı Kararları ile Yasaklanan GDO'lar ve Gıda Tarım Hayvancılık Bakanlığı'nın Tutumu

23 Şubat 2012

gdo_genDoktorlar “antibiyotik direnç geni taşıyan GDO ve ürünleri ülkemize girerse hastalarımızın antibiyotiğe dirençleri artar ve artık onları tedavi edemeyiz” dediler, yargı bu talebi haklı buldu. Diğer yandan halkın sağlıklı beslenmesini sağlamakla görevli Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı nasıl bir tutum içinde?

Ülkemizde ilk biyogüvenlik mevzuatı 26 Ekim 2009 tarihinde yürürlüğe giren Gıda ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol ve Denetimine Dair Yönetmelik oldu. Bu yönetmelik ile “insan ve hayvan tedavisinde kullanılan antibiyotiklere karşı direnç genleri içeren GDO ve ürünlerinin ithalatı ve piyasaya sürülmesi” yasaklanmıştı. Ancak, 20 Nisan 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik değişikliği ile bu yasak kaldırıldı. 2010 yılında çıkarılan Biyogüvenlik Yasası’na da böyle bir yasak konmadı.

Biyogüvenlik Yasası çerçevesinde 13 Ağustos 2010 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar ve Ürünlerine Dair Yönetmelikte de antibiyotiğe karşı direnç geni yasağının yer almaması üzerine Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanlığı dava açtı. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, “antibiyotik direnç geni içeren GDO ve ürünlerinin orta ve uzun vadede insanların ve hayvanların tedavisinde kullanılan antibiyotiklere direnç geliştirebileceğine, bu durumun insan ve hayvan sağlığını geri dönüşümü olmaksızın olumsuz etkileyebileceğine, bu tür ürünlerin ithalatının ve piyasaya sunulmasının tamamen serbest bırakılmasının taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelere ve kamu yararı ilkesine aykırı olduğuna” hükmetti.

Read more...
 
Basın Açıklaması: Bursa Suyuna Sahip Çıkıyor Print E-mail

Basına ve Kamuoyuna

Bursa, 4 Şubat 2012

Ambalajli_suya_hayirBizler, 30-40 yıl öncesine kadar, bahçelerimizde kendi doğallığıyla akan pınarlar, mahallelerimizde gürül gürül akan sokak çeşmeleri olan günleri yaşamış vatandaşlarız.

Doğanın, suyu hiç bitmeyecekmiş gibi bol ve bedava tüm canlılara sunduğu o günlerde, bu kentin yöneticileri verimli Bursa ovasını sanayi yatırımlarıyla kaplanmasına izin veriler.

Artan nüfusunun su gereksinimini, bahçelerimizdeki pınarları kurutularak, mahallelerimizdeki sokak çeşmeleri kapatılarak sağlayan, yine bu kentin yöneticileriydi.

Yapılan yanlışlığın sorumlusu bizlermişiz gibi elimizden alınan suyu, evlerimizde çeşmelerimizden kullanmaya başladığımız günlerden bu yana, bu ülkenin en pahalı su faturalarını yine bizler ödedik.

Bunlar yetmedi. Uludağ’da kurdun kuşun suyuna göz diktiler. Son on yıl içinde devasa bütçelere ulaşan su şirketleri, toprak altından çıkardıkları kaynak suyunu borulara hapsederek, ovadaki tesislerine indirdiler. Bunlara izin verenler, yine bu kentin yöneticileriydi.

Read more...
 
Basın Açıklaması: Tarımda, Gıdada GDO'ya Geçit Yok Print E-mail

DOĞADER'in de üyesi olduğu GDO'ya Hayır Platformu Bursa Bileşenleri, 13 GDO'lu mısır çeşidinin ithalatına izin verilmesi nedeniyle basın açıklaması düzenledi.

DOĞADER

gdo hpTürkiye Yem Sanayicileri Birliği Derneği İktisadi İşletmesi, Beyaz Et Sanayicileri ve Damızlıkçılar Birliği Derneği İktisadi İşletmesi ile Yumurta Üreticileri Merkez Birliği’nin başvurusu üzerine Biyogüvenlik Kurulu GDO’lu 13 mısır çeşidine yem amaçlı kullanılmak üzere izin verdiğini 23.12.2011 tarihinde açıklamıştır.

Alınan bilgilere göre 22 adet ürünün daha sırada beklediği yakın zamanda gündeme geleceği, söz konusu  mısırı GDO’lu üretimi en çok yapılan ürünlerden soya, kanola ve pamuk gibi  tarımsal hammadde ürünlerinin izleyeceği  ifade edilmektedir.

GDO’lu ürünlerin yem amaçlı yada amacı ne olursa olsun ülkeye giriş iznin verilmesinin t üketicilerin güvenli gıdaya erişim, sağlıklı beslenme, biyoçeşitlilik,   tarımsal üretim ve sürdürülebilirliği ile  ilgili  birçok olumsuzluğun yanında

Read more...
 
DOĞADER 2012 Yeni Yıl Mesajı Print E-mail
Yeni_yil_2012_tebrik
 
Davet: Basın Açıklaması; Tarımda ve Gıdada GDO'ya Geçit Yok! 31 Aralık 2011 14:00 Orhangazi Parkı (Bursa) Print E-mail

GDO'ya Hayır Platformu Bursa bileşenleri olarak, 13 GDO'lu mısır türünün ithalatına izin verilmesine karşı görüşlerimizi toplum ve basınla paylaşılmak için 31 Aralık 2011 Cumartesi günü Saat:14:00'te Bursa Heykel Orhangazi Parkı'nda (Teyyare Kültür Merkezi tarafı) bir basın açıklaması düzenlenmiştir.

GDO'lu gıdaların, sağlığımız ve genetik geleceğimiz açısından çeşitli sorunlar yarattığı bilindiği halde, hiçbir zaman gereksim duymayacağımız GDO'lu gıdaları muhtaç gösterenlere, ithal edilmesine izin verenlere karşı sağlığımımızı, geleceğimizi ve geleneksel tarımı savunmak için Orhangazi Parkı'nda olacağız.

Sizin de, yaşamı ve geleceğinizi savunmak için bizimle birlikte olacağınıza inanıyoruz.

DOĞADER

http://www.facebook.com/events/227848670624148/

BA_gdo-bursa_20111231

 
«StartPrev12345678910NextEnd»

Page 4 of 15